SeyrüseferAskeri Teknoloji → Japon Torpil Teknolojisi Hakkında - 1

Japon Torpil Teknolojisi Hakkında - 1

Seyir Defteri - Askeri Teknoloji
Pazar, 27 Mayıs 2018

Su Tüneli19.Yüzyılın ikinci yarısında gelişimine başlayan torpiller, önceleri ancak taşınan yüksek basınçlı havanın mekanik enerjiye dönüştürülmesiyle tahrik edilebiliyordu. Bu çözüm ile donanmaların giderek artan hız ve menzil taleplerini karşılayabilmek pek mümkün olmadığı için kısa bir süre sonra ilk ısıl tahrik sistemleri de ortaya çıktı ve 20.Yüzyılın başında artık torpil teknolojisi ağırlıklı olarak ısıl tahrik çözümlerine yönelmişti.

Japonya tarafından hizmete alınan ilk torpil, 1884 itibârıyla Almanya'dan satın alınan, 356mm çapında ve 4,57m uzunluğundaki, 90atm basınçlı hava ile tahrik edilerek 31kg harpbaşlığını 11m/sn hızla 400m menzile eriştirebilen, tunç gövdeli Schwarzkopf C84 türüydü. Bunu 1893'de sipariş edilen Whitehead'ler izledi; Akbaş, Karabaş'a karşı! Çok kısa bir süre sonra ise japonlar kendi torpil teknolojilerini geliştirme yönünde çalışmaya da başladılar.

Schwarzkopf C84'den sonra ithâl edilenler 1893'de ısmarlanan, 29dmi/saat ile 400m menzile sahip 12 adet 450mm Whitehead W55 ve 1896'da sipariş edilen 84 adet 450mm Whitehead W100 oldu. W100 29,1dmi/saat ile 400m, 27,8dmi/saat ile 800m menzile ulaşabiliyordu. Bu siparişlerin teslimatları 1899'da tamamlandı.

Bunlar dışında dikkât çekenler, 1939-45 döneminde önce İtalya'dan sonra Almanya'dan gerçekleştirilen küçük alımlardır ki bâzı acil teknolojik çözümlere daha hızlı ulaşabilme ihtiyacından kaynaklanmıştır. Örneğin İtalya'dan 1939-40 civarında 10 adet alınan 50dmi/saat hıza ulaşabilen torpilin incelenmesi neticesinde bu torpilin kafa şeklinin kullanmakta oldukları kafa tasarımdan %4-5 kadar daha hızlı olduğu anlaşılmıştır.

1884-99 döneminde ithâlatla başlayan Japonyanın torpil macerası büyük bir hızla önce bu ilk ürünleri tersine mühendislik ile taklit ederek üretme ve hemen akabinde de tamamen milli olarak torpil geliştirme safhasına geçiverdi. Tam da aynı zaman diliminde Türk topraklarında benzer konularda ama zıt yönde gerçekleşenler; mesela Torpidocu İdris Bey'in hikâyesi gibi örnekler ve günümüze kadar devam edegelenler ise tarihin akışı içinde kendiliğinden birer ibret vesikası meydana getirmiş oldu.


Türkiyenin ilk torpilleri ve torpil atölyesi

Türkiyenin ilk torpilleri

Resim.1, 2) Türk Donanmasının ilk dönem torpilleri ile ilgili iki görüntü. Her ne kadar bu yazı Japonya ile alâkalı olsa da bâzı açılardan bu iki fotoğrafı da ilâve etmek ilginç olabilirdi.[1]
İstanbul'da ve muhtemelen Tersane-i Âmire'de 1880'ler civarında çekilmiş olabilecek bu fotoğraflardan üstte görülen torpil atölyesine, alttaki de erken dönem torpillerden birine ait. Büyük ihtimâlle resimlerde görülen silahlar tıpkı Japonyanın başlangıç noktasında olduğu gibi Whitehead tasarımının kopyası olan alman Schwarzkopf. Akademisyenlerin arşivlerde uzun ve zahmetli çalışmalar yapmasını bekleyen, ayrıntıları unutulup gitmiş önemli bir konu daha.
Bu iki resimde görülenler Türkiye ve Japonyanın tarihlerindeki iki temel torpil teknolojisi kesişme noktasından ilkini yansıtması açısından da ilgi çekici olarak görülebilir.
İkinci kesişme ise 1950'lerde Japonya'da, tıpkı Türkiye'de olduğu gibi ABD kökenli Mark 14 ve 23 torpillerinin kullanılmaya başlanması olarak gösterilebilir. Bu durum Japonya açısından savaşın kaybedilip 1945 itibarı ile işgâl edilmesi ile başlayan sürecin doğal bir uzantısıydı ama Türkiye ne bu savaşa dâhil oldu ne de işgâl edildi(!) ya da en azından biz öyle zannediyoruz...
Doğrusu aynı zaman diliminde (1945-55) tam olarak aynı konuda Brezilya'da gerçekleşenler de ilgi çekicidir.


Her ne kadar yazının temeli, bize göre dünyanın öbür ucundaki bir ülke ve oradaki torpil teknolojisi gibi son derece dar çerçeveli ve az bilinen bir konudan oluşsa da bu şartlar altında bile bizi çeşitli açılardan ilgilendirebilecek pek çok ilgi çekici ayrıntının mevcut olması biraz şaşırtıcı da sayılabilir.

Japonlar ile Türkler arasındaki kültür farkını anlayabilmek için eşdeğer bir problemin çözümü karşısında takındıkları tavırları ve elde edilen sonuçları incelemek sûretiyle, sadece başlangıcından bugüne iki ülkenin torpil hikâyelerini karşılaştırmak bile tek başına yeterli olabilir, neyse ki burada böyle bir amacımız yok...


Tip 93

1917 gibi oldukça erken bir tarihte, japonlar üretmeye başladıkları ısıl tahrikli torpiller üzerinde hava yerine Oksijen kullanma yönünde ilk çalışmalara başladılarsa da saf Oksijenin kullanımındaki zorluklara bağlı olarak süregelen kazalar sonucunda kısa bir süre sonra bu çalışmaları terk ettiler.

İngiltere'ye torpil tasarımı eğitimi için gönderilen, daha sonra amiral rütbesine yükselecek olan bir japon subayın 1926-27 civarında, ingiliz gemileri üzerinde kullanılmak üzere geliştirilen Vickers-Armstrong üretimi yeni 24½ parmak torpillerde saf Oksijen kullandığını1 belirtmesi üzerine şevke gelen japonlar 1927-28 civarında, daha önce yarıda bıraktıkları çalışmaları devam ettirmeye karar verdiler. Bu noktada meselenin asıl ilginç tarafı söz konusu raporda belirtilen bilginin yanlış olmasıydı zîra gerçekte ne İngiltere'de ne de başka bir ülkede böyle bir teknoloji henüz geliştirilebilmiş değildi.


Tip 93 Torpilinin Oksijen-Yakıt Sistemi Kesiti

Resim.3) Tip 93 torpili üzerindeki Oksijen ve Yakıt sarnıçlarının kesiti. Model.1 üzerinde 980lt Oksijen ve 128lt kerosen, Model.3 üzerinde ise 750lt Oksijen ve 95lt kerosen taşınıyordu.


Yine de bu heyecanla devam eden çalışmalar 1933'de ilk meyvesini verdi. Yaklaşık beş-altı yıl gibi konunun zorluğuna nispetle kısa sayılabilecek bir zaman dilimi içinde dünyanın ilk saf Oksijen torpili olan Tip 93 Model.1'in tasarımı tamamlandı.

Gemilerden suüstü hedeflerine karşı kullanılmak üzere geliştirilen 610mm (24parmak) çapındaki üç hızlı Tip 93 Model.1; 490kg harpbaşlığına sahipti ve 49dmi/saat sürât ile yaklaşık 12dmi, 41dmi/saat ile 20dmi ve 36dmi/saat ile ise 24dmi menzile erişebiliyordu. Aynı silahın Model.3 sürümü üzerine ise 780kg'lık devâsâ bir harp başlığı yerleştirilmişti ve bu sebeple O2 sarnıcının hacmi 980lt'den 750lt'ye düştüğünden, eşdeğer sürâtlerde Model.3'ün menzil değerleri Model.1'in yaklaşık 2/3'ü kadardı.

1942'de Tip 93'ün hızını yükseltebilmek için Model.2 olarak tanımlanan bir sürüm geliştirildi. Daha fazla güç alabilmek için önce motor yapısal olarak takviye edildi ve böylece giriş basıncı yükseltilerek 1.170devir/dak'da 570Hp güç üreten mevcut motordan 1.300devir/dak'da 850Hp alabilmek mümkün oldu. Daha düşük hatveli yeni pervane ve daha düşük dirençli yeni bir kafa hendesesinin de kullanılmasıyla gerçekleştirilen üç seyir tecrübesinde azami sürât saate 49dmi'nden 56dmi'ne yükseldi fakat muhtemelen menzil aşırı seviyede düştüğü için (belki ~3dmi'ne kadar) bu tasarım terk edildi.


Japon Tip93 torpili

Resim.4) Japon Tip 93 ağır torpili kovandan çıkıyor.[2]
Bu silahın tahrik sistemi yakıt olarak Kerosen ve oksitleyici olarak da saf Oksijen kullanan 570Hp gücünde ve 142mm çapında, 180mm süpüren iki adet yatay silindire sahip bir piston motoruna sahipti. İkinci Dünya Savaşının en üstün performanslı torpili olan Tip 93, dönemin sıkıştırılmış hava kullanan diğer torpillerinden farklı olarak dümensuyunda görülebilir bir iz bırakmadığından farkedilmeleri de oldukça güçtü.


Bu vesileyle japonların geleneklerine bağlı bir millet olmasını işâret edecek iki küçük ayrıntı da vermek mümkün olabilir.

Yaklaşık bir asırdır japonlar geliştirdikleri torpillerin adlandırmasında geliştirme çalışmasının tamamlandığı ve ilk siparişin verildiği senenin son iki rakamının başına Tip (式) ifadesi2 eklenerek oluşturulan tanımlamayı kullanmaktadır. Örneğin ellerindeki en yeni ağır torpil olan Tip 89'u ele alırsak bu silahın geliştirilmesinin 1989 itibarı ile tamamlandığını anlayabiliriz.

Peki o zaman yukarıda belirtildiği üzere 1933 yılında tasarımı tamamlanan Tip 93 [Resim.3] bu kurala neden uymuyor diye düşünülebilir. Ama aslında tam olarak uyuyor! Şöyle ki milâdî 1933 japonların kadim takvimlerinde 2593 yılıdır ve sanırım japonlar 1945 itibarı ile savaşı kaybedip işgâl edilene kadar bugünkü gibi hristiyan takvimini değil kendi takvimini kullanmaktaydı. Japon takvimi ile hristiyan takvimi arasında 660 yıl fark mevcuttur. 1919'a kadar geliştirilen japon torpilleri için ise biraz daha farklı bir isimlendirme yöntemi kullanılıyordu.

İkinci olarak bu proje japonların istihbarat sızıntılarını azaltabilme yönünde ne kadar başarılı olabildiklerinin de bir örneği olarak gösterebilir. Bilhassa açık-istihbarat kayıplarına karşı son derece dirençli olan japon toplumunun bu yeteneğinin kültürel köklerden kaynaklandığı düşünülebilir. Bu sayede Tip 93 gibi zamanının en üstün torpili olan bir silahın gerçek yeteneklerinin 1944'e kadar Batı istihbaratları tarafından farkedilememesi sağlanabilmiştir ki Tip 93 savaş boyunca 23 kadar ingiliz ve amerikan savaş gemisini bizzat denize gömmüştür.

Tabii ki dönemin japon torpil teknolojisi Tip 93'den ibaret değildi. Uçaklardan, gemilerden ve denizaltılardan atılan, saf Oksijenle işletilenler yanında, O2 yerine hava kullanan veya elektrikle işletilen çeşitli çaplarda farklı silahlar da mevcuttu.


Temel

Japonyanın Denel Hidrodinamik sahasına girişini sağlayan ilk deney havuzu 1908'de Nagasaki'de inşa edildi ve bunu 1910'da Tokyo'da inşa edilen ikinci bir havuz izledi. Bu havuzlar dünya üzerinde inşa edilen 12. ve 13. tesislerdi ve 1.Dünya Savaşı başladığında Japonya söz konusu teknolojiye sahip sekiz ülkeden biriydi ki ilk yedi ülke, denel hidrodinamik alanına giriş sırasıyla; İngiltere (1871), Hollanda (1876), İtalya (1889), Almanya (1892), Rusya (1893), ABD (1898), Fransa (1906) olarak sıralanır.

Daha 1907 yılında, ihtiyaç duyulan ar-ge ve tasarım faaliyetlerinin etkin bir şekilde yürütülebilmesi amacıyla sadece torpil teknolojilerinin geliştirilebilmesine yönelik bir enstitü kurulmuştu bile. 1916'da Milli Denizcilik Araştırma Enstitüsü veya kısaca NMRI3 adıyla temeli atılan ve bugün hâlâ önemli çalışmalar yürütmekte olan kurum da bu sahadaki başlıca dönüm noktalarından biri olarak kabûl edilebilir.


Japon Torpil Araştırma Geliştirme Tesisi - Su Tüneli

Japon Torpil Araştırma Geliştirme Tesisi

Resim.5, 6) Torpil tasarımlarının iyileştirilebilmesi için gereken deney çalışmalarının yürütülebilmesi amacıyla 1942-44 arasında Yokosuka'da inşa edilen Su Tünelini ve deney düzeneğini gösteren iki çizim.[6]
Bu belgeler 1946'da ülkeyi işgâl eden güçlerin söz konusu tesisi inceleyen heyeti tarafından hazırlanan bir rapordan alınmıştır. Bu açıdan aynı zamanda amerikalıların mutlak ve ezici bir zafer kazanmalarına rağmen, durumu hafife almadan en ince ayrıntılara odaklanabilme yeteneklerine ait dikkât çekici bir örnek.


İşte denizaltılar üzerinde kullanılmak üzere 1921'de tasarımına başladıkları ve 1932'de geliştirme çalışmalarını tamamladıkları ilk elektrikli torpilleri Tip 92 ve bir sene sonra tasarımı tamamlanan, yukarıda da bahsi geçen Tip 93 gibi önemli silahlar bu sağlam temel üzerinde gerçekleşen verimli çalışmaların bir sonucudur.

1942'de Yokosuka'da inşasına başlanan ve 1944'de tamamlanan, özel amaçlı yeni bir Su Tüneli ile [Resim.5, 6, 7] bilhassa uçaktan atılan torpil tasarımlarının iyileştirilebilmesi için ihtiyaç duyulan verilerin elde edilebilmesi hedeflenmiş olsa da artık savaşın sonu yaklaştığından buradaki çalışmaların bir fayda sağlayabilmesi mümkün olamamıştı.

Aslına bakılırsa bu tür teknolojiler açısından 19.Yüzyılın son çeyreği itibarı ile en fazla Türkiye seviyesinde olarak değerlendirilebilecek olan Japonyanın sadece yarım insan ömrü kadar bir zamanda dünya çapında en üst seviyeye çıkabilmiş olmasını sağlayan hususlardan bazılarına ait temel işaretler de hemen yukarıdaki birkaç paragraf içinde gömülü gibidir.


Japon Torpil Araştırma Geliştirme Tesisi - İzleme Penceresi

Resim.7) Yokosuka'daki torpil araştırma geliştirmesine yönelik su tünelinin izleme penceresi, 1946.[6]


Türkiye'de bilhassa zaman zaman siyasilerin, akademisyenlerin vs. Japonya hakkında söylemekten pek hoşlandıkları hâliyle: mucize'ye atıf yapılması tamamen boş lâftır çünkü mantıklı düşünebilen herhangi birinin kolayca kavrayabileceği gibi bu meselenin özü hiç de bu kadar havalı değil aksine gâyet sıradandır ki başka bir kelime ile kolayca ifâde edilebilir: çalışmak!

Uzun zamandır olduğu gibi bugün de Japonyanın Denel Hidrodinamik yetenekleri çok üst seviyededir hatta kağıt üzerinde, teknik altyapı açısından en güçlü ilk birkaç ülke arasında oldukları söylenebilir. Tabii diğer taraftan, siyasî açıdan içinde bulundukları vaziyet itibarı ile bu üstün teknik yetenekten askerî anlamda tam olarak yararlanabilecekleri söylenemeyebilir, en azından bugün için...


İşgâl Sonrası

1946 itibarı artık herşeyi kaybetmiş durumdaki japonlar için işgâlcilerin bütün istediklerini kuzu kuzu yerine getirmekten başka çâre de kalmamıştı. Yine de ilerleyen zamanla işgâlciler, konum olarak Asya kıtasını ve bilhassa Çin ve SSCB'yi doğudan kuşatan üstün bir coğrafî bölgede bulunan bu toprakları kendi çıkarları doğrultusunda en uygun şekilde kullanabilmek için bir yandan devletin ve diğer yandan toplumun iç yapısını kendi istedikleri şekilde ustaca kurgularken diğer taraftan da ipleri daima kendileri tutacak şekilde günümüze kadar ulaşan yeni bir kukla-askerî yapılanma kurmaya da başladılar, tıpkı paralel şekilde Almanya'da da yaptıkları gibi.

Fakat konunun bu açılarına girmeye şimdilik gerek yok, hemen asıl mevzuya bağlanırsak; savaş sonunda lağv edilen Japon İmparatorluk Donanması yerine 1954 itibarıyla amerikalılar tarafından kur(dur)ulan Japon Denizcilik Öz-Savunma Güçleri (JMSDF) dönemi ile artık tamamen yeni bir safha başlamış oldu.

Hiç uzatmadan sadede gelir ve torpil mevzusundan uzaklaşmamaya çalışırsak, kurulan bu yeni donanma yapılanmasının, 1957'de ABD tarafından verilen Gato sınıfı ilk denizaltı ile birlikte doğal olarak ABD kökenli güdümsüz Mk-14 ve Mk-23 kullanmaktan başka çâresi de yoktu.


İlk Güdümlü Japon Torpili Tip 54

Resim.8) İlk akustik güdümlü 533mm japon torpili Tip 54.[9]


Japonlar yeni düzene ve hâkim güce olan bağlılıklarını ispatladıkça yavaş yavaş daha fazlasını yapabilmelerine de izin çıkıyordu. Bu doğrultuda, İkinci Dünya Savaşı döneminde alman desteği ile yürüyen ama tamamlanamayan ilk akustik güdümlü torpil çalışmasının4 devamı niteliğinde olan ve belki bir tür G7es türevi sayılabilecek olan yerli üretim, elektrikli (Kurşun-Asit) Tip 54 ortaya çıktı ve 1980'lere kadar hizmette kaldı.

Diğer taraftan 1960'ların sonlarında bu kez ABD lisansı ile güdümlü Mk-37 torpillerini kendi ülkelerinde üreterek kullanmaya başladılar ve 1970 civarında Mk-14 ve Mk-23'leri kullanmayı bıraktılar. Mk-37'ler ise 1990'ların ortalarında tamamen hizmetten çıktı. Bildiğiniz üzere Mk-14, Mk-23 ve Mk-37 bugün hâlen Türk Deniz Kuvvetlerinin kullanımındadır.


Güdümsüz Tip 72 Torpili

Resim.9) Güdümsüz, yüksek sürâtli Tip 72 (G-5) ağır torpili.[9]


Bu dönem için en ilgi çekici torpil ise Tip 72 olarak kabûl edilebilir. ABD'nin Japonya'ya 1954'de kısıtlı çapta da olsa tekrar donanma kurma izni vermesiyle hemen G-5 adı altında tasarım çalışmaları başlatılan projenin tamamlanması, adından da anlaşılabileceği üzere 1972'de gerçekleşti. Temel olarak torpidobotlar tarafından suüstü hedeflerine karşı kullanılmak üzere tasarlanan Tip 72, güdümsüz olmasına rağmen son derece yüksek sürâtliydi (~65dmi/saat) ve 1990'ların ortasına kadar hizmette kaldı. Bildiğim kadarıyla tahrik sisteminde Hidrojen Peroksit (H2O2) kullanılan ilk5 japon torpili olan silah bu açıdan, ikinci bölümün konusu olan G-RX2 projesi için önemli atlama taşlarından biri olarak da değerlendirilebilir.


Tip 80 (G-1) Torpili

Resim.10) 483mm Tip 80 (G-RX1) aynı zamanda Japonya tarafından geliştirilen ilk tel güdümlü torpildir.[9]


Uzun bir ar-ge sürecinden sonra ortaya çıkan Tip 80 ise Japonya'daki çalışmaların devamlı olarak istikrarlı bir şekilde yükselerek ilerleyen bir eğri şeklinde gelişmesini göstermesi açısından dikkât çekicidir. Japonlar bir yandan Mk-37 torpillerini ABD lisansı ile üretmekteyken aynı dönemde farklı bir silah için tasarım faaliyetlerini de paralel olarak yürütmeye başladılar, Soğuk Savaş ortamı da bu sahada biraz daha rahat hareket edebilmelerine yardım ediyordu.

Sonuç olarak tıpkı Mk-37 gibi 483mm çapında ve Gümüşoksit-Çinko aküler ile tahrik edilen ama farklı olarak müstevi dizin bir sonar ile birlikte daha gelişmiş akustik+tel güdüm yeteneklerine sahip özgün bir silâh ortaya çıkmış oldu ki hâlen japon denizaltıları üzerinde kullanılmaktadır. Tip 80 ile elde edilen güdüm teknolojisi ise aynı zamanda daha sonraki 533mm G-RX2'nin temelini oluşturması açısından önemliydi...

Aslında bu yazı başladığında sadece 533mm G-RX2 (Tip 89) ve G-RX6 (Tip XX) torpilleri ile alâkalı olacaktı ama konunun girişi bu kadar uzayıp üstüne biraz dallanıp budaklanınca giriş bölümü ayrı bir yazı hâline geldi ve esas konu ikinci bölüme kaldı. Buraya kadar japon hafif torpillerinden bahsedemedik, eğer fırsat olursa bu da üçüncü bölümün konusu olabilir.

>> İkinci Bölüm: Tip 89 ve G-RX6 (Hazırlanıyor)

♦ Açıklamalar

1. Aslında bu dönemde ingilizler de japonlar gibi torpiller üzerinde saf Oksijen kullanabilmelerini sağlayacak teknolojiler üzerinde çalışmaktaydı fakat başarılı olamadılar. [geri]
2. Aslında japoncada 式 (şiki olarak okunur) kullanılan bu tanımlamanın kelime karşılığı Tip değil Formül'dür ama zamanında böyle yerleşmiş. [geri]
3. NMRI: (Japon) National Maritime Research Institute [geri]
4. İkinci Dünya Savaşı döneminde japonların özgün akustik güdüm çalışmaları da mevcuttu bununla birlikte savaşın son döneminde kendilerinden daha ileride bulunan almanlardan destek aldıklarına yönelik bilgiler de mevcuttur. [geri]
5. İkinci Dünya Savaşı döneminde de japonlar torpilleri üzerinde Hidrojen Peroksit kullanmaya yönelik çalışmalar yapıyorlardı (Kaiten 2 gibi) fakat savaş sona ermeden önce bu çalışmaları tamamlayamadılar. [geri]

♦ Kaynaklar

1. 2. Abdülhamid Fotoğraf Albümü
2. http://www.geocities.jp/ramopcommand/_geo_contents_/070813/shimonoseki.html
3. Torpedo: The Complete History of the World's Most Revolutionary Naval Weapon, 2014,Roger Branfill-Cook
4. Early Torpedoes and Their Conservation in the Deutsches Museum - Munich, Jobst Broelmann
5. Torpedoes of Japan - http://www.navweaps.com/Weapons/WTJAP_Main.php
6. Japanese Ordnance Research Article 3 - Torpedo Models, 1946, U.S. Naval Technical Mission to Japan
7. Advances in Maritime Hydrodynamic Research During the Last Century, M. W. C. Oosterveld
8. http://navgunschl.sakura.ne.jp
9. Kure Müzesinden - https://commons.wikimedia.org/wiki/Category:Collections_of_the_JMSDF_Kure_Museum
 







Telif Hakkı © 1997-2018 [uskudar.biz] - sürüm 5.5.1 - Bütün Hakları Saklıdır. Kullanım şartları için tıklayın!
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.