SeyrüseferİhbarnameEmare → İki Karlos, İki Arıza, Bir Anadolu

İki Karlos, İki Arıza, Bir Anadolu

İhbarname - Emare
Cumartesi, 09 Aralık 2017

Avustralya donanması 2007'de İspanya ile anlaşarak, bir kamu kuruluşu olan Navantia tarafından tasarlanıp inşa edilen ve Juan Carlos Sınıfı olarak bilinen, Havuzlu Çıkarma Gemisi türünde iki vasıta satın almaya karar vermiş, gemilerin İspanya'da gerçekleştirilen inşa faaliyetleri 2008'de başlamıştı.

Avustralyanın talep ettiği bazı değişiklere rağmen Canberra Sınıfı olarak tanımlanan bu iki gemi genel itibarı ile Juan Carlos ile eşdeğer bir tasarıma sahiptir. Aynı tasarım daha sonra bilâhare Türkiye'ye de satılınca kısa süre önce İstanbul'da inşasına başlanan ve Anadolu Sınıfı olarak adlandırılan yeni bir Karlos türevi daha yola çıkmış oldu.

TCG Anadolu da bazı ufak tefek farklıklar dışında İspanyol ve Avustralya gemileri ile eşdeğer olacağı için her iki donanmanın bu gemi ile yaşamakta olduğu tecrübeler içinde dikkâtle takip etmemizi gerektiren bazı önemli ayrıntılar mevcuttur.

Bilhassa Avustralyanın Karlos hakkındaki tecrübeleri bizim için son derece önemli olabilecek mahiyettedir ki yazının içeriği de bu doğrultuda olacaktır.


Juan Carlos'un Tahrik/Sevk Sistemi

Resim.1) Juan Carlos temelinde İspanya'daki yolsuzluklara dikkât çeken bir karikatür...[1]
Tabii aslında burada kullanılmasının temel sebebi yazının içeriğine bağlı olarak geminin Tahrik/Sevk Sistemi sorunlarını da görsel olarak iyi yansıtması ;) oldu.


Canberra Sınıfı gemilerin Avustralya donanmasına kabûl edilmesinden kısa süre sonra ortaya çıkmaya başlayan bazı ciddi sıkıntılar, gizlenemeyecek kadar büyük olduklarından olsa gerek kamuoyuna da yansıdı.[2-6] Mesela bunlardan birinin genel olarak kıç bölgesinde ve özellikle kapak çevresinde yaşandığı ifade edilen aşırı seviyedeki titreşim sorunları olduğu söylendi.

İkinci olarak ortaya çıkan çok daha ciddi sorun ise geminin Tahrik/Sevk sistemi [Resim.2] kaynaklıydı ve üstelik aynı sıkıntıların her iki gemide birden ortaya çıkmış olmasının gösterdiği gibi mesele istisnai bir arıza durumundan ziyade tasarım/mühendislik kökenli olması kuvvetle muhtemel bir altyapıya sahip gibiydi.


Juan Carlos Üzerindeki Pod Sevk Sistemi

Resim.2) Juan Carlos Üzerindeki Alman üretimi Pod Tahrik/Sevk Sistemi. Sol üstteki küçük resim ise Canberra Sınıfına ait. Anadolu Sınıfının üzerinde de bilindiği kadarıyla tam olarak aynı tahrik/sevk sistemi kullanılacak.


Tam bu noktada akla gelen sorulardan biri şu olabilirdi; tamamen aynı tahrik ve sevk sistemine sahip olan ve uzunca bir süredir zaten İspanya tarafından kullanılmakta olan sınıfın ilk gemisinde böyle şikayetler neden ortaya çıkmamıştı? Doğrusu bu soruya verilebilecek en akla yatkın cevap şudur:

İspanyol Donanması görüntüdeki şaşalı yapısına rağmen aslında tipik bir Liman Donanması'dır. Fakat anglo-amerikan ittifakının Hint Denizi-Güney Pasifik-Antarktika bölgesi sorumlusu olan Avustralya donanması için durum oldukça farklıdır.

Gerçekte asla tek başına savaşmayı göze alamayacak ve belki ancak Fas ile vs. aşık atabilecek çapta bir donanma ile dünya çapında gerçekten savaşmak için kurulmuş düzenin parçası olan bir donanmanın, kullandıkları vasıtalardan ve donanımlardan elde etmek istedikleri arasında açıkça ciddi farklar vardır ki yukarıdaki sorunun cevabı da burada yatmaktadır.


San Antonio sınıfı LPD için gerçekleştirlen Bir Şok Tecrübesi

Resim.3) San Antonio sınıfı bir gemi (LPD-19) için gerçekleştirilen bir Sualtı Patlaması/Şok tecrübesi.


Anadolu sınıfı üzerinde bulunacak olan Tam Elektrikli Tahrik (TET) sistemi Türk Donanmasında muharip gemi kullanımı1 için bir ilk olacak, tabii suüstü gemileri açısından. TET teknolojisi kesinlikle geleceğin askeri gemi tasarımları için en önemli kavramlardan birini oluşturduğundan (sadece) bu açıdan TCG Anadolu önemli bir adım olarak kabûl edilebilir.

Ama tabii bu husus Anadolu sınıfı için söylenebilecek olan belki de tek iyi yön şeklinde de değerlendirilebilir, neden böyle olduğu ise bu yazının kapsamında olmadığı için daha sonraki bir tarihe bırakıldı.

Şimdilik gemi üzerindeki kullanılması kuvvetle muhtemel olan temel tahrik ve sevk sistemi bileşenlerini sıralayalım:

  • 1 x GE/LM-2500 Gaz Türbini/Jeneratör2(17,4MW) - ABD
  • 2 x MAN/3240 Dizel/Jeneratör (2x7,2MW) - Almanya
  • 2 x Siemens-Schottel Pod (2x11MW) - Almanya

Tamamen beklenmedik, olumlu bir gelişme olmadıkça, tahrik/sevk sisteminin durumu yukarıdaki gibi olacaktır, zaten motor siparişleri 2015'de [9] gemi üzerine yerleştirilecek iki adet ABD kökenli Phalanx Çok Yakın Savunma Sistemi ile birlikte verilmişti. Bu hususta nasıl bir tuzak içinde debelendiğimizi daha önce de zaten gerek gaz türbinleri ve gerekse dizeller için kısaca ele almaya çalışmıştık...

Görünen o ki Anadolu projesi için de bu kez üstü birazcık kapalı kalsa da başlıca kazananlardan en önde geleni, her zaman olduğu gibi yine Almanya. Şaşırtıcı mı? Değil. Bakalım ilerleyen dönemde söz konusu sevk/tahrik sistemi bileşenleri satarken almanlar nasıl maymunluklar icra edip, sanki bunları bedavaya veriyormuş edasıyla, karşılığında neler isteyecekler?

Meselenin siyasi tarafını daha fazla uzatmaya pek gerek yok anlayacak olan zaten vaziyeti biliyor, anlamak istemeyenler için yapacak birşey yok ve bu sebeple en iyisi teknik tarafa yönelelim.

Pod sevk sistemleri, genel olarak bazı önemli üstünlükler sağlıyor; daha yüksek toplam sevk verimi, TET ile birlikte kullanıldığında daha esnek, kolay ve uygun genel yerleşim, daha yüksek manevra yeteneği, tasarım ve inşa maliyetlerinde muhtemel düşüş vesaire gibi.

Bütün bunların ticarî bir gemi için son derece önemli üstünlükler olarak kabûl edilmeleri doğaldır. Zaten bu sebeplerle Pod Sürücülerin en büyük müşterileri ticari gemiler, bilhassa büyük yolcu gemileridir.


Wasp Sınıfı LHD için Gerçekleştirilen bir Sualtı Patlaması Tecrübesi

Resim.4) Wasp Sınıfı LHD için gerçekleştirilen bir Sualtı Patlaması/Şok tecrübesi.


Ama buradaki gibi mevzu askeri bir gemi olduğunda, böyle sığ bir mantıkla hareket etmek nihayetinde son derece kötü sonuçlar doğmasına sebep olabilir. Pod sevk sistemlerinin askeri gemiler (ve hatta denizaltılar) üzerinde kullanılması yönünde onlarca senedir en çok çalışan, en büyük ar-ge harcamalarını gerçekleştiren ABD donanmasının hâlen sadece kendini ispatlamış ve güvenilir geleneksel sevk sistemlerini kullanmasının gerçekçi sebepleri mevcuttur.

Pod sistemleri henüz askeri amaçla kullanılmaya uygun seviyede bir olgunluğa erişememiştir. Canberra sınıfı gemiler üzerinde yaşanan sorunlar da bunun açık bir işaretidir. Üstelik gerçekçi savaş şartları söz konusu olduğunda Podlar üzerindeki zorlamaların çok daha yüksek bir seviyeye çıkacağı da aşikârdır.

Yukarıda İspanya için söylenen Liman Donanması ifadesinden devam edilirse, görüntü olsun diye değil de gerçekten savaşmak amacıyla gemi inşa eden ABD donanması ise bunun tam tersidir. Her yeni gemi sınıfı için (sınıfının ilk gemisi olması gerekmez) gerçek Sualtı Patlamasına (SaPa) dayanan şok denemelerine amerikalıların bu kadar önem vermesi boşuna değildir ve üstelik bildiğim kadarıyla, gemiler üzerinde bu doğrulama çalışmalarını gerçekleştirmek kanunî bir zorunluluktur!

[Resim.3] ve [Resim.4] üzerinde bahsi geçen sapa/şok denemelerine ait iki örnek görülmektedir. Bu örnekler, söz konusu gemilerin TCG Anadolu ile benzer görev tanımlarına sahip olmaları sebebiyle seçilmiştir. Her iki gemi sınıfı da [dişli kutusu/itiş yatağı/kovan/mil/kaz ayağı/pervane/dümen]'den oluşan geleneksel sevk ve manevra sistemine sahiptir.


San Antonio sınıfı LPD'ler [Resim.3] üzerinde bilindiği kadarıyla farklı zamanlarda üç kez Sualtı Patlaması/Şok tecrübesi uygulanmıştır. Bu husus tasarım üzerinde şok dayanımı konusunda bâzı iyileştirmeler yapılmak zorunda kalındığının bir işareti olarak da değerlendirilebilir. Ayrıca bu tecrübelerden her birinin yaklaşık 50-70milyon dolar civarında bir maliyetinin olduğunu yeri gelmişken belirtmek uygun olur.


Avustralya tecrübesiyle zaten ne kadar hassas bir donanım olabileceği alenen ortaya çıkan, TCG Anadolu üzerinde de kullanılacak olan Siemens-Schottel Sevk/Tahrik sistemi bileşenlerinin bu tür gerçek şok tecrübesinden nasıl etkileneceğini gerçek bir savaşa girmeden önce anlamamız gerekmez mi? Milyarlarca dolar ödeyeceğimiz bir gemiden bunun doğrulanmasını beklemeye hakkımız olmaz mı?

Ama muhtemelen bu iş almanların vereceği bir takım bilgisayar destekli tasarım kökenli sabunlanmış renkli resimlerle tarafların söz konusu sistemin ne kadar da muhteşem olduğu konusunda anlaşmasıyla son bulacaktır diye tahmin edebiliriz eğer biz de bu gemiyi İspanyollar gibi bir nevi, üzerine tayyare konabilen yolcu gemisi olarak görmekte isek...

♦ Açıklamalar

1. Geçmişte Almanya'dan ikinci el olarak alınan ve Sokollu Mehmmet Paşa adıyla Donanmaya katılan gemi üzerinde iki pervaneyi tahrik eden iki DC elektirk motoru ve altı dizel jeneratörden oluşan elektrikli tahrik sistemi mevcut olmakla birlikte bu gemi eğitim amacıyla kullanıldığı için muharip sınıftan sayılmayabilir. Milli tasarım ile inşa edilen ve Donanmaya yakın zamanda teslim edilen Denizaltı Kurtarma Gemisi üzerinde de elektrikli tahrik sistemi mevcuttur ama benzer şekilde bu gemi(ler) de muharip değil yardımcı sınıftandır... [geri]
2. Güncel verilere göre LM2500 Gaz Türbininin yerine de 3 adet daha MAN dizel/jeneratör kullanılacağı söyleniyor. [geri]

♦ Kaynaklar

1. Resim.1) http://www.abc.es/fe-de-ratas/2013/09/18/
2. http://www.australiandefence.com.au/news/has-navy-taken-on-too-much-risk-with-the-lhds
3. http://www.abc.net.au/news/2017-03-28/largest-ships-unable-to-join-cyclone-debbie-emergency-response/8391574
4. http://www.australiandefence.com.au/news/lhds-return-to-sea-but-defect-root-causes-still-unclear
5. http://www.australiandefence.com.au/news/choules-despatched-north-as-lhds-deal-with-azipod-concerns
6. http://www.australiandefence.com.au/news/lhd-docks-as-navy-continues-voyage-of-discovery
7. The Australian Naval Architect - Volume 12 Number 4, 2008 (Kasım)
8. Asia Pacific Reporter, 2017 (Haziran)
9. https://www.sipri.org
 







Telif Hakkı © 1997-2018 [uskudar.biz] - sürüm 5.5.1 - Bütün Hakları Saklıdır. Kullanım şartları için tıklayın!
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.