SeyrüseferİhbarnameVukuat → İspanyol Denizaltısının Sorunları ve Yansımalar

İspanyol Denizaltısının Sorunları ve Yansımalar

İhbarname - Vukuat
Perşembe, 23 Mart 2017

İspanya, Fransa ile aralarındaki denizaltı işbirliğinin bazı sebeplerle kopmasından sonra kendi çözümünü üretme yönünde büyük ölçüde tek başına hareket etmek durumunda kalmıştı. Takip eden safhada ise denizaltı tasarımı konusunda yeterli seviyede birikime sahip olmamasının da etkisiyle (ayrıca şimdilik bahsedilmeyecek başka bazı etkiler de söz konusudur) kaçınılmaz olarak muhtelif sıkıntılarla karşılaştı ve karşılaşmaya da devam etmektedir.

Sığ bir bakış açısıyla değerlendirildiğinde S-80 projesinde yaşanan bu sorunlar olumsuz gelişmeler olarak nitelendirilebilir olsa da aslında durum tam anlamıyla böyle değildir çünkü bu kadar karmaşık bir faaliyet esnasında ciddi sıkıntılarla karşılaşmadan başarıya ulaşabilmek imkânsıza yakındır. Dolayısı ile İspanya aslında bu bedeli ödeyerek geleceğe dönük çok önemli kazanımlar ve yetenekler elde edebilecek hâle gelmeye de başlamıştır, sıkıntı çekmeden başarı gelmez.

Son paragrafı biraz daha somut olarak açıklamak icâb ederse:

  • Mesela amerikalılar SSN-21 (Seawolf) projesinin inşasına başladıktan birbuçuk iki sene sonra bu süre zarfında yapılan çalışmalarda çok ciddi, düzeltilemez sorunlar olduğunu anlayıp milyar dolarlık işi hurdaya ayırmak ve baştan başlamak zorunda kalmışlardı.
  • Mesela fransız balistik füze denizaltısı Le Triomphant'ın inşasında o kadar büyük sorunlar çıkmıştır ki bu proje, tarihin gelmiş geçmiş en pahalı denizaltı projesi olarak noktalanmıştı ve hâlen bu ünvanı elinde tutmaktadır.
  • Mesela çözülemeyen sorunlar sebebiyle inşası yarım kalan sınıfının ilk SSN'si ingiliz Astute denizaltısı ise ancak İspanyanın S-80 projesinde yapmak zorunda kaldığı gibi GD-EB1 desteği alınarak ve bütün projenin yönetimi amerikalılara devredilerek [1] tamamlanabilmişti.
  • Veya Rusya'da Project 677 (Lada) sınıfında yaşananlar ve senelerdir çözülemeyen sorunlar ya da alman Tip 214 sınıfının bâriz tasarım kusurları vesaire...


Son olarak kapanışı en taze örnek olarak bir sualtı gemisi olmasa da ABD'nin LCS projesi ile yapalım. İçinde bulunduğumuz ay içinde ABD savunma bakanlığı LCS projesi ile alâkalı bazı maliyet verilerine, son derece rahatsız edici olduğu(!) gerekçesiyle sansür uygulama kararı aldı [2].

Diğer taraftan bu meselenin asıl ilgi çekici tarafı ise bir bütün olarak LCS projesinin büyük ihtimâlle ABD'nin dünya denizlerindeki hakimiyetini kaybetmeye başladığı bir milât, bir dönüm noktası olmasında yatmaktadır, bir nevi sonun başlangıcı. Belki bir ara LCS konusu daha kapsamlı olarak ele alınabilir ama şimdilik bizim açımızdan çok daha önemli meseleler var.


Aslına bakılırsa özellikle yenilikçi çözümlerin denendiği ve teknolojinin ve mühendisliğin sınırlarının biraz zorlandığı bütün denizaltı inşa programlarında dünya çapında yaşanan ciddi sıkıntılar hakkında daha pek çok örnek gösterilebilir fakat fazlasına da ihtiyaç olmasa gerek.

Tam da bu noktada dikkât çeken hususlardan biri ise bu tür meselelerin, yerine ve ülkesine göre psikolojik harp aracı olarak da kullanılabilmesidir. Mesela İspanya ve S-80 örneği bunun güncel bir numunesidir. Bu proje Türkiye'de bile medya tarafından oldukça aşağılanmıştı.

Ama aynı medya Almanlar, İngilizler veya Amerikalılar söz konusu olduğunda benzer davranışları asla göstermediler hatta tam tersi davranıp yediğimiz kazıkları zafer olarak bize başarıyla(!) pazarlamaya devam ettiler, bugün de ediyorlar ve gelecekte de edecekler. Sadece bu sıradan kıstasla bile kolayca anlaşılacağı üzere: Medya açıkça Türk milletine düşmandır! Tabii tek derdimiz de bu değil...

Aslında bu yazı çok kısa bir şekilde İspanyanın S-80 projesinde ortaya çıkan ikinci ciddi sıkıntının açıklanmasından ibâret olacaktı fakat yazı ilerlerken nasıl oldu da buralara gelebildi, hayret! O zaman asıl mevzuya dönmeli.


İlk S-80 Üzerindeki Yakıt Hücresi İptâl Edildi!

S-80 projesi İspanyol Deniz Kuvvetleri ile devlete ait gemi inşa işletmesi Bazan arasındaki işbirliği neticesinde başlamıştı, Bazan daha sonraki dönemde Navantia hâline geldi. 1980'lerin sonlarında İspanyol donanmasının açık deniz harekâtlarına uygun bir kuvvet haline getirilmesine yönelik plan hazırlandıktan sonra mevcut S-60 ve S-70 sınıfı denizaltıların teknolojik olarak çok daha üst seviyede ve daha uzun harekât yarıçapına sahip denizaltılarla değiştirilmesi ihtiyacı meydana çıkmış ve S-80'in temelleri atılmış oldu.

S-80 projesinde yaşanan önemli sorunlardan ilki hidrostatik ile alâkalıydı ki gerek bu husus, gerekse çözüm için uygulanan yaklaşım sitede daha önce ele alınmıştı. Bu kez ortaya çıkan ciddi sorun ise zaten uzun zamandır üzerinde konuşulan ama kesinleşmeyen ve ancak iki ay kadar önce Amiral Manuel de la Puente Mora-Figueroa tarafından açıklanarak bir nevi resmiyet kazanan İspanyanın ilk milli HBT çözümünün vaziyeti ile ilgiliydi.

Bu vesileyle kesinleştiği üzere, inşa edilmekte olan dört adet S-80'in ilki üzerinde HBT2 sisteminin mevcut olmayacağı, sonraki denizaltılar için dahi durumun belirsiz olduğu anlaşılmış oldu [3].


İspanyol S-80 Denizaltı Projesi ve Uzatılmış S-80

Resim.1)İspanyol S-80 projesi için inşa edilmeye başlanan denizaltı ve çıkan sorunların giderilebilmesi için uzatılan gövde. Her ne kadar daha önce yeni gövde için S-80B demiş olsam da resmî olarak projenin ilk denizaltısının yeni tanımlaması "S-81 Artı" şeklindedir. Gerçekleştirilen uzatma ise bazı ciddi kaynaklarda 10m olarak belirtilmektedir.


S-80 üzerinde kullanılacak HBT sisteminin geliştirme çalışmaları 2001'de başlatıldı ve sonrasında üç ar-ge çalışması yürütüldü. Projenin başlangıcında eldeki mevcut teknolojik seviye ile denizaltının sınırlı ortamına; ağırlık, hacim, gürültü, titreşim ve şok gibi temel kısıtlamalara ve donanma isterlerine uyum sağlayabilecek bir uyarlamanın yapılması kağıt üzerinde İspanyollara gayet kolay gözükmüştü.

Bu yönde mevcut birinci nesil Yakıt Hücresi çözümlerini kullanmaktansa kendi çözümlerini geliştirme yönünde hareket ettiler. İspanyol çözümünün temel farkı Hidrojenin saklanması yönteminden kaynaklanmaktaydı.

Birinci nesil denizaltı yakıt hücreleri için gereken Hidrojen, Metal-Hidrat (MH) temelli bir yaklaşımla saklanmaktadır ki mesela bizim inşa etmekte olduğumuz Reis Sınıfı denizaltılarda da bu yöntem kullanılmaktadır. MH yönteminin, denizaltının tasarımını da doğrudan etkileyen bazı olumsuz tarafları söz konusudur, örneğin:

  1. Çok ağırdır
  2. İmalâtı çok yüksek maliyetlidir
  3. İdâmesi çok yüksek maliyetlidir
  4. (İspanya açısından) tamamen dışa bağımlı bir teknolojidir
  5. Tekrar doldurma için uygun altyapı gerektirir

gibi. Bu sebeplerle İspanya aslında mantıklı bir hareketle Hidrojenin sıradan sıvı yakıtlardan elde edilip kullanılması yönünde bir tercih yaparak yakıt hücresi için gereken Hidrojenin denizaltıda saklanan biyoetanol üzerinden, geliştirilecek bir Yakıt Dönüştürücü vasıtasıyla elde edilip kullanılmasına dayanan bir yola girdi.

Böylece MH yöntemlerinin taşıdığı yukarıda sıralanan bütün sıkıntılardan da kurtulmuş olacaklardı. Biyoetanol nedir diye düşünen varsa, bu etil alkol olarak da adlandırılır yani bildiğiniz içilebilir alkol.

Diğer taraftan, tahmin edileceği gibi sıvı yakıttan içerdiği hidrojeni verimli bir şekilde elde edebilmek, yeni geliştirilecek sisteminin en hassas iki çalışmasından biriydi ve bilhassa bir denizaltı içinde başarıyla uygulamak, kağıt üzerinde göründüğü kadar kolay değildi.


İspanyol Yakıt Hücresi Sistemi

Resim.2) S-80 denizaltı projesi için İspanyanın oluşturmaya çalıştığı Yakıt Hücresi temelli HBT çözümüne ait genel yapı ve sorumlu kuruluşlar.


İspanyol HBT çözümünün yapısı hemen yukarıda [Resim.2]'de görüldüğü gibi ifade edilebilir. Temel PEM3 türü yakıt hücresi bileşeni aslında ABD kökenli olup UTC adlı firmadan tedarik edilecek diğer bütün donanım İspanya tarafından geliştirilecekti.

Kısaca bahsetmek gerekirse UTC 1960'lardan itibaren çeşitli ABD uzay programları için yakıt hücresi çözümleri tasarlayıp üreten bir işletmeydi ve yakıt hücresi teknolojisinin gerçek uygulama anlamında temelinin UTC tarafından atıldığı söylenebilir.

Bu arada 2013 civarında UTC battı ve bir Güney Kore şirketi tarafından [6] satın alındı. Bu olayın, özellikle korelilerin almanlarla yakınlığı düşünüldüğünde ispanyol projesini nasıl etkileyeceği de oldukça ilgi çekici bir mesele haline gelebilir.

Söylenenlere göre Hynergreen tarafından üretilen ilk Biyoetanol Dönüştürücü prototipinin geçici sonuçları son derece etkileyiciydi ve piyasadaki rakipleri içinde en yüksek verimli konvansiyonel HBT sistemi olacağı yönünde kuvvetli bir beklentiye sebep olacak kadar gerçek gibi görünüyordu. Bu sebeple de İspanyol savunma çevreleri daha işin başında haddinden fazla iddialı açıklamalar yapmaktaydılar ki bu davranış tarzına biz de pek yabancı sayılmayız hani.

Fakat eldeki açık kaynak verilerine göre meselenin bu bölümü oldukça bulanıktır. Söz konusu beklenti gerçek bir prototipe mi dayanmaktaydı yoksa Bilgisayar Destekli Mühendislik temelli benzetim çalışmalarında dayanan sanal bir prototip mi söz konsuydu? Burası şimdilik biraz muallâk fakat sunulan sonuçlara ve bu sonuçlara bağlı olarak meydana gelen büyük beklentilere bakıldığında bana ikinci ihtimâl daha yüksek gibi görünüyor; bir başka ifade ile BDÇM yani Bilgisayar Destekli Çakma Mühendislik!

Ama eğer sanal değil de gerçek bir prototip söz konusuysa durum daha da ilginç bazı hâllere bürünebilir ve bu nokta verilerin kasıtlı olarak içeriden tahrif edilmesi ve projenin baltalanmış olması gibi ihtimâller söz konusu olabilir. Doğrusu S-80'in ciddi şekilde Avustralyanın SEA1000 ve Hindistanın P-75I projelerini de hedeflediği düşünülürse rakip ülkelerin neler yapabilecekleri az çok tahmin edilebilir.

İlk denizaltının tesliminin şimdiden en az 9 sene kadar gecikmesi söz konusu iken kaybedilen bu büyük zaman sonunda HBT'nin sorumluluğunu yüklenen Hynergreen'in bu işin altından kalkamayacağı anlaşılınca S-80 ikinci büyük darbeyi de yemiş oldu.

Artık resmi olarak biliniyor ki en azından denize inecek ilk denizaltı üzerinde bir HBT sistemi mevcut olmayacak. Nihayetinde HBT'siz S-80 uluslararası pazarda rekabet şansını tamamen kaybetmiş oldu ki özellikle Hindistan için İspanyol denizaltısı, işler yolunda gitseydi en büyük kazanma adayıydı.

Fakat İspanyanın ilk milli HBT çalışması iptâl edilmiş de değil. Artık Hynergreen diye bir şirket yok ama İspanyol Savunma Bakanlığının, HBT için yoluna Téchnicas Reunidas ile devam edeceği söyleniyor.

S-80 denize inemeden tarih oldu, bu noktadan sonra hidrostatik sorunlarının giderilmesi için mukavim teknesi uzatılan denizaltı artık "S-81 Artı" olarak adlandırılmaktadır. Fakat eldeki bilgilere göre denizaltıların sıvı oksijen sarnıçları gibi temel HBT altyapısına sahip olarak inşa edilmekte oldukları ve geliştirilmekte olan HBT sisteminin eninde sonunda tamamlanarak denizaltıya bağlanacağı tahmin edilmektedir.

Açıkça görüldüğü gibi S-80 projesi, bilinen ilk büyük sorun olan hidrostatik meselesinden başlayarak önemli ölçüde BDÇM kaynaklı sıkıntılar ile boğuştuğu da göz önüne alınarak, muhtemel MİLDEN projesinde ibret alınması gereken bazı çok önemli ayrıntılara sahip olması sebebiyle bizim için son derece önemli olarak kabûl edilmelidir özellikle BDÇM'nin günümüz Türkiyesinde ne kadar sevildiği göz önüne alındığında!

♦ Açıklamalar

1. GD-EB: General Dynamics - Electric Boat. ABD donanmasının bütün denizaltılarını tasarlayan ve inşa eden şirket. [geri]
2. HBT: Havadan Bağımsız Tahrik [geri]
3. PEM: Proton Exchange Membrane olarak adlandırılan bir yakıt hücresi yöntemi. [geri]

♦ Kaynaklar

1. Navy Attack Submarine Procurement: Background and Issues for Congress
2. http://www.newsmax.com/Newsfront/Pentagon-Combat-Ship-GAO-Report/2017/03/06/id/777065/
3. http://www.janes.com/article/67182/spain-s-first-s-80-submarine-to-lack-aip
4. http://www.abengoa.com
5. http://www.infodefensa.com
6. http://www.doosanfuelcell.com
 







Telif Hakkı © 1997-2017 [uskudar.biz] - sürüm 5.5.1 - Bütün Hakları Saklıdır. Kullanım şartları için tıklayın!
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.