SeyrüseferİhbarnameVukuat → Sızıntı Denizaltıyı Batırır mı?

Sızıntı Denizaltıyı Batırır mı?

İhbarname - Vukuat
Perşembe, 15 Eylül 2016

Belki de batırır. İki hafta kadar önce bir arkadaş Hindistanın devam etmekte olan Proje-75 çalışması ile alâkalı olarak ortaya yayılan havâdislerle ilgili bir bağlantı göndermişti ki ben de bu vesile ile meseleden haberdar oldum. Doğrusu konu pek çok açıdan oldukça ilgi çekici ayrıntılara sahipti fakat neyin, neden, nasıl ve kim tarafından kurgulandığını anlayabilmek de pek mümkün değildi.

Bizim gibi sıradan insanlar için bu hususta olanları doğru bir şekilde değerlendirebilmek, en azından bu aşamada son derece zordur. Söz konusu zorluğun muhtelif sebepleri mevcuttur. Bununla birlikte eğer konu uzun vadede ele alınır ve gelecekte yaşanacak paralel gelişmelere bağlı olarak tekrar değerlendirilirse birkaç sene içinde daha mantıklı bir hüküm verebilmemiz belki mümkün olabilir.

Yine de şimdilik eldeki verilere göre konuya bir giriş yapıp bir nevi idman mahiyetindeki ön değerlendirme ile başlayabiliriz. Her ne kadar konu bizimle tamamen alâkasız gibi gözükse de burada bizi de ilgilendiren çok önemli bazı ayrıntılar mevcut olduğu gibi ibret almamızı ve dahi kendimizi kollamamızı gerektirecek bazı milletlerarası ayak oyunlarına yönelik taktikler hakkında bazı dersler çıkartabilmemiz de mümkün olabilir ve eğer olamazsa da en azından eğlenmiş oluruz.

Mesele temel olarak doğrudan doğruya sadece Hindistan ve Fransa'yı ilgilendirse de her şey, ilginç bir şekilde daha uzak bir bölgede; Avustralya'da bir gazete tarafından yayınlanan haberle [1] başladı.

 

P-75 Kalvari (Scorpene) sonarına ait bazı bilgiler

Resim.1) P-75 projesi kapsamında Hindistan'da inşa edilmekte olan altı adet Kalvari Sınıfı Scorpene denizaltısının Thales üretimi sonarına ait olduğu iddia edilen belgelerden bir bölüm. Hassas veriler belgeyi yayınlayan Avustralya gazetesi tarafından ayıp olmasın(!) diye karartılmış. Yeri gelmişken bizi ilgilendiren bir ayrıntı vermek gerekirse; Heybeliada ve İstanbul Sınıfı gemilerimizin Gövdeye Bağlı Sonarı'na ait yukarıda gizlenmesine gerek duyulan verilerin tamamı büyük ölçüde alenen, kısmen de dolaylı olarak bu hususta çalışan kurum ve şirketler tarafından uzun zaman önce yayınlanmış durumda!

 

İddiaya göre Singapur'dan Avustralya'ya Nisan 2013 (seneye dikkât) tarihinde yollandığı söylenen bir zarf içinden çıkan disk incelendiğinde Fransa tarafından Hindistan'da inşa edilmekte olan ve ilki bu sene denize inen altı adet Kalvari (Scorpene) Sınıfı denizaltı hakkında 20bin sayfadan fazla gizli olduğu düşünülen belgenin mevcut olduğu görüldü.

Sızıntı kaynağı olarak öne çıkan ihtimâl bir DCNS alt yüklenicisi olarak çalışan emekli bir Fransız subayı ve ikinci bir Fransız tarafından, Hindistan'da değil ama Fransa'da, belgelerin 2011 senesinde ele geçirildiği ve bir güneydoğu Asya ülkesine götürüldüğü şeklindedir. Konuyla ilgili çok çeşitli senaryolar üretebilmek mümkündür ama muhtemelen öne çıkan iki en uygun seçenek:

  1. Ticari rakiplerin faaliyeti; mesela Almanya, Rusya veya Japonya veya daha farklı bir üçüncü ülke tarafından uygulanan bir nevi iktisadî savaş çalışması olabilir. Fakat eğer böyle ise neden Avustralyanın SEA1000 ihalesinin sonuçlanmasından sonra dört ay geçmesini beklediler? Eğer hedef Avustralya değil de DCNS'ye karşı küresel denizaltı pazarının ele geçirilmesiyse mesela devam etmekte olan Norveç projesi ile başlayarak ki Almanya ile Fransa arasında cereyan ediyor, bu seçenek gayet mantıklı olabilir.
  2. Karşı-istihbarat faaliyeti; denizaltı hakkındaki gerçek verilerin daha iyi gizlenebilmesi ve ortamın bulandırılması için Fransa-Hindistan tarafından kurgulanmış bir çalışma da olabilir.

şeklinde sıralanabilir. Tabii bu senaryoları çeşitlendirebilmek mümkün. Durumu değerlendirebilmek için sonuçtan hareket etmek belki daha kolay olabilir fakat olay henüz çok yeni olduğu için sonuçlar olgunlaşmamış durumda. Yine de daha şimdiden bazı izler görülmeye başlandı. Mesela daha 9-10 ay kadar önce Hindistanın gidişatından memnun göründüğü ve altı adedi kapsayan P75 çalışmasının devamı niteliğinde ihalesiz olarak üç adet daha Scorpene sipariş etmeye karar verdiği konuşulurken [2] geçtiğimiz günlerde, mâlum bilgi sızıntısı sebebiyle artık bu ihtimâlin ortadan kalktığı yönünde haberler [3] yayınlandı bile.

Tabii Hindistan'daki durumun gerçekliğini asıl belirleyecek olan devam niteliğindeki P-75I ihalesi olacaktır ki P-75'ten farklı olarak HBT içeren bir tasarımdır. Daha bir ay öncesine kadar geliştirmekte olduğu ikinci nesil Yakıt Hücresi ile birlikte ve Hindistanın özgün HBT çalışmalarına da katkı verecek şekilde ortak üretimi söz konusu olan, geliştirilmiş Scorpene teklif eden Fransanın en güçlü aday olduğu P-75I ihalesinde şimdi dengeler tamamen değişmiş durumda görünüyor. Eğer Fransa P-75I'yi de kazanırsa yukarıdaki ikinci senaryonun gerçeklik ihtimâli yükselir ama Almanya (Tip214 türevi olan bir Tip218 ile) kazanırsa birinci senaryo hemen hemen kesin gibi olur tabii bu durumda hikayenin altındaki ülkenin hangis olduğu da ortaya çıkmış demektir. Doğrusu Almanyanın Kockums Operasyonu yanında bu mesele çocuk oyunu gibi kalıyor demek de mümkün...

Ama ortada üçüncü bir oyuncu daha var: Rusya. Rusyanın elindeki en büyük koz Hindistanın ısrarla kiralamak istediği ikinci Proje 971 sınıfı atom denizaltısıdır ki Rusya bunun karşılığında P-75I'nın ihalesiz olarak kendisine verilmesini istiyor. Eğer ellerinde hazır bir HBT'li denizaltı çözümü mevcut olmuş olsaydı bu mümkün olabilirdi ama Kalina Sınıfının denize inmesini ve kendisini ispatlamasını beklemek zorundalar ve bu sebeple Rusyanın öncelikle bol zamana ihtiyacı var; aksi taktirde teklif edilen Amur1650'nin Hindistan tarafından kabul edilebilmesi biraz sıkıntılı olabilir ama yine de belli olmaz...

Söz konusu verilerin sadece birkaç sayfası [Resim.1 gibi] yayınlandığı ve bazı ayrıntıların da karartıldığı göz önüne alınırsa durumun istihbarat açısından ne kadar ciddi olduğu hakkında kesin konuşabilmek de mümkün değil; anlayabilmemiz için belgelerin tamamının yayınlanması ve karartılmaması gerekir. Yapılan yayınlara göre eldeki belgelerin dağılımı şu şekildeymiş:

  • Haberleşme Sistemi: 6.841 sayfa
  • Sualtı Algılayıcıları: 4.457 sayfa
  • Suüstü Algılayıcıları: 4.209 sayfa
  • Savaş Yönetim Sistemi (SUBTICS): 4.301 sayfa
  • Seyrüsefer Sistemi: 2.138 sayfa
  • Torpil Fırlatma Sistemi: 493 sayfa

Eğer veriler gerçekten hassas seviyede ise meselenin sadece Hindistan ile sınırlı kalmasını beklemek iyimserlik olur. Bu durumda öncelikle mevcut Scorpene müşterileri olan Şili, Malezya ve Brezilya etkilenir ama Fransa açısından bakılırsa Norveç başta olmak üzere pek çok gelecek müşterinin elden kaçması ve (maalesef) Almanyanın zaferi ufukta görünüyor denilebilir.

Hatta Avustralya'daki Alman lobisinin bu yolla durumu lehine çevirebilmesi de ihtimâl dahilinde olabilir zira ABD'nin zaten başından beri rahatsızlık duyduğu AN/BYG-1 Savaş Yönetim Sisteminin bir Fransız denizaltısı üzerine yerleştirilmesi çekincesinin şimdi kuvvetli bir şekilde sonucu etkileyebilmesi mümkün olabilir. Bütün bu olayın Avustralya merkezli gerçekleşmesi rastlantı değil, asıl savaş orada yaşanıyor, unutmayın belgelerin Avustralya'ya ulaşması ile yayınlanması arasında üç seneden fazla bir süre mevcut, acaba neden? Veya bu belgeler SEA1000 sonuçlanmadan önce yayınlansaydı ne olurdu? Nihayetinde bu tür tamamen medya merkezli olarak yürütülen harekâtların temelde hedef ülkedeki siyasetçilerin köşeye şıkıştırılıp istenilen yönde karar vermelerini sağlamak için kurgulandığı söylenebilir.

♦ Kaynaklar

1. It’s in the Mail: How Submarine Secrets Surfaced in Australia - The Nation [http://www.theaustralian.com.au], Ağustos 2016
2. India Finalizing Plans to Order Three More Scorpene Submarines - The Times of India [http://timesofindia.indiatimes.com], Aralık 2015
3. ADIT - The Bulletin - No.327, Eylül 2016
 







Telif Hakkı © 1997-2017 [uskudar.biz] - sürüm 5.5.1 - Bütün Hakları Saklıdır. Kullanım şartları için tıklayın!
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.