SeyrüseferSavunma Sanayii → Askerî Harcamalar Tarihimize Kısa Bir Bakış

Askerî Harcamalar Tarihimize Kısa Bir Bakış

Seyir Defteri - Savunma Sanayii
Cumartesi, 13 Mayıs 2017

Türkiyenin Askerî HarcamalarıTürkiyenin yaptığı askeri harcamalarının zaman içindeki değişimlerini ve bu verilerin bazı ülkelerle olan seviyelerini çok kısa bir şekilde değerlendirmeye çalışmak savunma sanayinin durumuna daha farklı açılardan da bakabilmemize yardımcı olabilir. Böylece gelecekte, en azından bugüne kadar yapageldiğimiz hataları tekrar etmekten belki kurtulabiliriz.

Bu doğrultuda bir inceleme yapabilmek için SIPRI adlı kuruluşun sağladığı verileri kullanmak, açık kaynaklar ile mümkün olabilen en doğru ve hızlı yaklaşım olarak kabûl edilebilir olsa gerek. Yine de söz konusu verilerin çeşitli sebeplerden kaynaklanan hatalar barındırabileceğini kesinlikle göz önünde bulundurmak yerinde olacaktır.

İsveç kökenli SIPRI [1] verileri bir ölçüde açık kaynaklı olmakla birlikte söz konusu kuruluş, yayınladığı verilerin en fazla %10'unun herhangi bir çalışmada serbestçe kullanılabileceğini belirttiği için hem bu hususa dikkât etmek hem de hazırlanan grafiklerin olabildiği kadar kolay anlaşılabilir olmasını sağlamak için sadece kısıtlı sayıda ülkelere ait veriler değerlendirilmiştir.


1953-2015 Döneminde Türkiyenin Yıllık Askeri Harcamaları

Resim.1) 1953-2015 döneminde Türkiye Cumhuriyeti tarafından gerçekleştirilen yıllık askeri harcamaların ABD doları cinsinden senelik değerleri. Tarihi zirve noktası 20,7milyar $ ile 1999. [1]


Yukarıdaki grafikte bazı dikkat çekici ayrıntılar mevcut. Bence en önemlisi 1974-1980 aralığıdır diyebilirim. 12 Eylül NATO darbesinin altyapısının hazırlandığı bu dönem boyunca devlet petrol ithâl edecek parayı bulamıyor, her türlü ihtiyaç maddesi karaborsa satılıyor, hergün faili meçhul cinayetler işleniyordu. O günleri ancak yaşayan bilir, yaşamayanlara ise masal gibi gelir. Tabii ki harcama artışında Kıbrıs Harekâtının etkisi mevcuttu ama diğer taraftan hem bu harekâtın ve hem de sonrasındaki darbenin görünür değil de pek konuşulmayan gerçek sebeplerini dikkâtlice düşünmek uygun olacaktır.


1953-2015 Döneminde Türkiyenin Askeri Harcamaları ve Birkaç Ülke

Resim.2) Türkiyenin yıllık askeri harcamalarının seçilmiş diğer beş ülke: Brezilya, Güney Kore, Hindistan, Pakistan ve İspanya ile karşılaştırılması. [1]


Tabii, Türkiyenin askeri harcamalarını ABD, Rusya veya Çin vesaire gibi ülkelerle kıyaslamanın pek fazla manâsı olmayacağı aşikârdır. Anlaşılabilir sebeplerle bu yönde bir karşılaştırma yapabilmek için beş ülke seçilmiştir: Brezilya, Güney Kore, Hindistan, Pakistan ve İspanya. Ayrıca son bölümde üç ülke daha ilave edilmiştir: İsrail, İsveç ve Norveç.


1988-2015 Döneminde Türkiye ve Birkaç Ülkenin Askeri Harcamaları

Resim.3) Türkiyenin yıllık askeri harcamalarının toplam devlet harcamalarına oranlarının seçilmiş diğer beş ülke: Brezilya, Güney Kore, Hindistan, Pakistan ve İspanya ile karşılaştırılması. İlgili kaynakta Türkiye için 2000'den öncesine ait böyle bir veri mevcut değil. [1]


1953-2015 Döneminde Türkiye ve Birkaç Ülkenin Askeri Harcamaları

Resim.4) Türkiyenin yıllık askeri harcamalarının gayri sâfi milli hasılaya oranlarının seçilmiş diğer beş ülke: Brezilya, Güney Kore, Hindistan, Pakistan ve İspanya ile karşılaştırılması. [1]


1988-2014 Döneminde Türkiye ve Birkaç Ülkenin Askeri Harcamaları

Resim.5) 1988-2015 dönemi için Türkiyenin kelle başı1 yıllık askeri harcamalarının seçilmiş diğer beş ülke: Brezilya, Güney Kore, Hindistan, Pakistan ve İspanya ile karşılaştırılması. [1]


2001-2015 Döneminde Türkiye ve Birkaç Ülkenin Toplam Askeri Harcamaları

Resim.6) Türkiye ile Brezilya, Güney Kore, Hindistan, Pakistan ve İspanyanın 2001-2015 döneminde yaptığı toplam askeri harcamaların karşılaştırılması. Yeşil değerler bu dönem için dünya çapındaki harcama sıralamasında ülkelerin yerini göstermektedir, Türkiye 16. [1]


Özellikle [Resim.6] değerlendirildiğinde ortaya çok ilgi çekici bazı hususlar çıktığı düşünülebilir. Görüldüğü gibi son 152 sene içinde devletin toplam askerî harcamaları çeyrek trilyon $'dan fazladır. Doğrusu çok büyük bir meblağ.

Velhasıl para harcamadığımız söylenemez. Fakat aynı zamanda durum Türkiyenin ihtiyaçlarıyla orantılı olarak düşünüldüğünde ve diğer ülkelerle karşılaştırıldığında, yapılan harcamaların yeterli olduğu da söylenemez.

Ama daha fazla harcama yapabilmek için iktisâdî olarak çok daha ileri bir düzeye çıkılabilmesi gereklidir ki bunu sağlayabilmek üretim toplumu olmayı başaramadıkça mümkün olabilir mi?

Üretim toplumu derken tabii gerçek anlamda bir üretimden bahsediyorum, kentsel dönüşüm görünümlü aldatıcı ve sunî inşaat/rant ekonomisinden değil. Ve tabii çoğu Ankara merkezli, üç masa, beş sandalye, iki müdür ve bir sekreterden müteşekkil ultra yüksek askerî teknoloji(!) şirketlerinden; ithalât-komisyon düzenlerinden de değil.


2001-2015 Döneminde Türkiye ve Birkaç Ülkenin Toplam Askeri Harcamaları

Resim.7) Türkiye ile Güney Kore, İspanya, İsrail, İsveç ve Norveçin 2001-2015 döneminde yaptığı toplam askeri harcamaların karşılaştırılması. [1]


Bu noktada [Resim.7] özellikle dikkât edilmesi gereken bazı verilere sahip. Örneğin Türkiye mesela İsveç'in 2,5 katı harcama yapmış olsa da aslında harcadığı paranın büyük bir bölümü ithalât [Resim.9] yönündedir. Doğru, Türkiye ile İsveç'in askerî ihtiyaçları birbirlerinden çok farklıdır fakat aramızdaki teknolojik seviye dengesizliğinin asıl sebebi bu mudur? Yoksa ar-ge, milli-çözüm ve bağımsızlık konularındaki bakış açıları ve yaklaşımlar mıdır?

Doğrusu askerî teknoloji ithalâtının tamamen ortadan kaldırılabilmesi mümkün değil ve bu muhtemelen pek gerekli de değil. Ama diğer taraftan seçilmiş hassas stratejik noktalarda yapılması gereken yatırımların bugüne kadar yapıl(a)madığı da ortadadır.

İsveç'e dönersek, bilindiği gibi bu ülke, mesela denizaltı ve gemi tasarımı ve üretiminde dünyanın en önde gelen ve hatta teknolojik gidişatı belirleyen ülkelerinden biridir ve üstelik bunu sayıca şaşılacak seviyede küçük sayılabilecek mühendis ve bilimadamı gücüyle yapabilmektedir.

Dünya'da konvansiyonel HBT'ye3 sahip ilk denizaltıyı alt sistemleriyle beraber tek başına tasarlayıp üreten, en gelişmiş düşük izli suüstü savaş gemilerini ilk önce tasarlayıp inşa eden ve çıtayı tayin eden, torpil tasarımında ve teknolojisinde söz sahibi birkaç ülkeden biri olan, birinci sınıf savaş uçaklarından, radar sistemlerine, en iyi dizel motorlardan, hafif silahlara ve dahi üstün nitelikli çeliklere varıncaya kadar pek çok askeri teknoloji ürününü İstanbul'un yarısından daha az nüfusa sahip bir ülke üstelik bizden çok daha az para harcayarak ve daha az sayıda mühendis gücüyle yapabiliyorsa ve biz bütün bu teknolojilerin yanına bile yaklaşamıyor hatta parasını vererek bile alamıyorsak ortada çok ciddi bazı sorunlar var demektir vesselam.

Burada İsveç ile bir karşılaştırma yapıldığına bakarak bu ülkeyi sevdiğim gibi yanlış bir fikre kapılmamak gerekir. Dünya üzerinde ırkçılığın daimî merkez noktalarından olan, Hitler'den bile önce seçilmiş insanların zorla kısırlaştırılarak kökünün kurutulması gibi olaylara imza atan, Lapon azınlığa tarih boyunca yaptıkları görmezden gelinen, malûm terör örgütlerini daima destekleyen, barış havârisi kesilip mesela İran-Irak savaşı esnâsında taraflara silah satarak büyük paralar kazanan ikiyüzlü İsveç'e karşı iyimser düşüncelere sahip olmak herhangi bir adil insanoğlu için pek mümkün değildir fakat burada meselemiz başka...


2001-2011 Döneminde Türkiye ve Seçilen Birkaç Ülkenin Yayınladığı Bilimsel Makaleler

Resim.8) 2001-2011 döneminde yayınlanmış toplam bilimsel makâle sayıları açısından Türkiyenin seçilmiş beş ülke: Brezilya, Güney Kore, Hindistan, İspanya ve İsveç ile karşılaştırılması. Yeşil ile gösterilen değerler ülkelerin aynı dönem için Dünya sıralamasındaki yerini göstermektedir. [2]


Tabii yukarıdaki çeşitli açılardan karşılaştırılan ülkelerin neredeyse tamamı, en azından Pakistan gibi sadece belli teknoloji alanlarında da olsa, milli çözüm üretebilme yetenekleri açısından Türkiyeden oldukça ilerdedir. Bunu sağlayanın ise kabaca bir asırdır istikrarlı(!) bir şekilde hareket etmekte olan bir siyasi düzen olduğunu gözden kaçırmamak gerekir.

Mesela bu topraklarda daha 1940'larda ilk milli dizel motor4, üstelik herhangi bir devlet desteği almadan, özel girişimciler tarafından başarıyla üretilmişti. Tabii bu tehlikeli(!) gidişe izin verilemezdi ve öyle de oldu, mesele fazla büyümeden zamanın hükümeti tarafından bertaraf edildi. Bu doğrultuda ilerleyip tam da bugüne geldiğimizde ise milli tank projesinin motoru için düştüğümüz acıklı durum ortadadır. Bir dizel motor için koca ülke dilenci durumuna düştü ama hâlâ kimse çıkıp da bu topraklarda kaç tane mühendis yetişti, kaç üniversite var, hiç mi adam yok diye sormuyor da bunun yerine nemçe'li bize posta koydu o zaman ingiliz'e gidelim şeklinde hareket ediliyor...


2012-2016 Döneminde Dünyanın En Büyük Askeri Teknoloji İthalatçıları

Resim.9) 2012-2016 döneminde Dünyanın en büyük ilk on askerî teknoloji/silah ithalatçısı ülkeleri ve toplam içindeki yüzdeleri. [1]


Türkiyenin yaptığı ithalâtların hangi ülkelerden gerçekleştirildiği yönündeki verilere bakılırsa; 2010-2014 döneminde ilk üç sıra ABD, Güney Kore ve İspanya şeklindedir. Yani ABD'yi bir kenara bırakırsak rekabet edebilecek düzeyde olmamız beklenen iki ülkenin ancak en iyi müşterisi durumundayız; başlı başına acı bir durum.

Bir başka istatistik verirsek 2003-2007 dönemi için en büyük ilk üç silah ihracatçısı ülke ABD (%31), Rusya (%25) ve Almanya (%10) olarak gerçekleşmişti. Bu ülkelerden Almanyanın toplam satışları 49 ülkeye dağılmış durumdaydı ve bizi ilgilendiren asıl noktaya gelirsek bu 49 ülke içinde %15'lik pay ile Türkiye en büyük Alman müşterisiydi [1]. Türkiyenin bir asırdır Almanya'ya verdiği bu kayıtsı şartsız tam destek(!) karşılığında neler aldığını ise günümüzde hiç olmazsa bu topraklarda yaşayan insanların bir kısmı nihayet anlamaya başladı.


2012-2016 Döneminde Dünyanın En Büyük Askeri Teknoloji İhracatçıları

Resim.10) 2012-2016 döneminde Dünyanın en büyük on askeri teknoloji/silah ihracatçıları ve pazar payları. [1]


Bizim gerçek dertlerimiz nelerdir? Mesela ülkede mühendis ve bilimadamı mı yoktur? Kesinlikle her ikisinden de yeteri kadar vardır. Tabii bu konunun gerçekçi olarak ölçülebilmesi pek kolay değildir. Yine de en azından [2] gibi kaynakların yayınladığı verilerden hareket ederek yaklaşık bir fikir verebilmesi açısından yukarıda [Resim.8] görülebildiği gibi bir karşılaştırma kullanılırsa anlaşılabileceği üzere Türkiye ve İsveç akademisyenleri tarafından yayınlanan bilimsel makâle sayıları eşdeğerdir. Diğer taraftan tasarım/üretim açısından ulaşılan hedefler ve elde edilen sonuçlar karşılaştırıldığında ise iki ülke arasında uçurum vardır diyebilmek mümkündür.

Bu çelişkili sonucun sebeplerini kavrayabilmek gerçekçi bir çözüm bulabilmek açısından önemlidir. Türkiye ile diğer bazı ülkeleri karşılaştırarak bu durumu daha fazla vurgulayabilmek de mümkün olurdu ama mesele zaten yeteri kadar anlaşılmış olsa gerektir.

♦ Açıklamalar

1. Bu terim uluslararası ortamda genellikle latince kökenli "Per Capita" olarak kullanılır ki tam olarak tercüme edilirse "Kelle Başı" demektir bu sebeple "Kişi Başı" yerine bunu kullanmak daha makûl kabûl edilebilir. [geri]
2. Yazı hazırlanırken Sipri, 2016 verilerini henüz açıklamamıştı. [geri]
3. HBT: Havadan Bağımsız Tahrik Sistemi [geri]
4. Daha öncesinde yapılmış motor çalışmaları olması da muhtemeldir ancak ulaşabildiğim ilk çalışma burada bahsi geçendir. [geri]

♦ Kaynaklar

1. Askeri Harcama Verileri: SIPRI - http://sipri.org
2. Science Watch 2001-2011 verileri: http://archive.sciencewatch.com/dr/cou/2011/11decAL/
 







Telif Hakkı © 1997-2017 [uskudar.biz] - sürüm 5.5.1 - Bütün Hakları Saklıdır. Kullanım şartları için tıklayın!
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.