SeyrüseferSeyir DefteriAcayip Mevzular → Sonara Yakalanmayan Denizaltı Haberleri Hakkında

Sonara Yakalanmayan Denizaltı Haberleri Hakkında

Seyir Defteri - Acayip Mevzular
Cuma, 21 Şubat 2014

Proje 949 sınıfı Rus denizaltısıMalûm olduğu üzere medya kaynakları üzerinden her türlü yalan ve saçmalığa kolayca ulaşabilmek mümkündür. Aslında bu noktada, belki daha doğru bir ifadeyle, insanların yalanlara ulaşmasından ziyade yalanların insanlara ulaştırılması faaliyetinden bahsetmek uygun olur. Kısa bir süre önce Türkiye'nin denizcilik camiasına yönelik olarak yayın yapan bir genelağ sitesi şöyle bir başlıkla duyurulan bir haber gördüm:

"Rusya'dan sonara yakalanmayan denizaltı!"

Eh, başlık oldukça iddialı ama durum gerçekten böyle mi? Aslına bakılırsa içerikten bile anlaşılabileceği gibi değil. Velhasıl durum alışıldık, sıradan bir medya palavrası.

İlk bakışta bu tür haberlere önem vermeye gerek yok gibi görülebilir, ne de olsa elle tutulur tarafları olmayan boş lâflardan ibaretler. Yine de mesele bu kadar basit mi?

Gerçekte bu basit ve sıradan haber bir toplum mühendisliği çalışmasının küçücük bir damlasından ibarettir. Evet, tek başına hiçbir etkisi yok gibi de görülebilir ama binlerce milyonlarca damla bir araya geldiğinde çok büyük bir etkiden bahsetmek mümkündür.

 

"Sonara Yakalanmayan Denizaltı" arama sonucu

Resim.1) Söz konusu haber başlığı ile ilgili anahtar kelimelerle yapılan bir aramanın sonucu.
Görüldüğü gibi virüs çok hızlı bir şekilde her tarafa yayılmış. Gazeteler, konuyla ilgili ya da ilgisiz içeriğe sahip genelağ siteleri ve muhtemelen buralara bakıp haber yaptığını zanneden televizyonlar ve radyolar...
Meğer benzer ama daha acayip haberler de varmış; "İran radara(!) yakalanmayan denizaltı üretti" gibi :)
Peki ya radara yakalanmayan araba üretselerdi daha mı iyiydi? O zaman polisler kimseye ceza kesemez miydi?

 

Sadece bu haberi örnek olarak alırsak; okuyan insanların %99,999'unun zaten bu haberin içeriğini gerçekten anlayabilecek ve değerlendirebilecek bir durumda olmadığı kolayca söylenebilir. İlave olarak bu haberi gazetede, internette, radyoda, televizyonda yayınlayanların da yazdıkları ve söyledikleri hakkında gerçek manâda fikir sahibi olmadığı da kesinlikle söylenebilir. Eğer olsaydı böyle cehalet bir patlaması gerçekleşebilir miydi?

Peki sonuç; Şeytan:1  /  İnsan:0

Burada önemli olan husus bilmemek değil, bilmediğini bilmektir. Kimseden her şeyi bilmesi ve anlaması beklenemez, zaten mümkün değildir ama bilmediği halde biliyormuş gibi ahkâm kesmenin vebali olur. Mesela bu haberleri verirlerken bazıları şöyle bir açıklama eklemeyi de ihmâl etmemiş; "sonar yani sualtı radarı". Bunu yazan ancak mevzuya aslında gayet uzak olduğunu ilân etmiş olur ve diğer taraftan sıradan bir okuyucu yazılanların ne kadar yanlış olduğunu da anlayamayacak ve muhtemelen bunlara inanacaktır...

Oysa böyle bir haberi yaymaya başlayan için tek hedef okunan başlığın hafızaya bir kere yerleşmesini sağlamaktan ibarettir. Böylece ortalama insanların zihninin derinliklerine küçük bir isabet daha kaydedilmiş olur. Bu neye mi yarar?

Mesela topluma aşağılık duygusu aşılamaya. Türkiye'de yaşayan pek çok insanın belli tür olaylarla karşılaştıklarında hep aynı tepkiyi vermesinin temel sebebi budur. Örneğin; biz Türkler şöyleyiz, şunu yapamayız, bunu üretemeyiz, onlar şöyle yapar ama biz beceremeyiz, bizden adam olmaz vesaire tarzındaki otomatik ve kendini aşağılayıcı söylemlerin temel sebebi tam olarak böyle toplum mühendisliği faaliyetleridir.

Yaklaşık bir buçuk asır boyunca bu tür bir taarruza uğrandığında zarar görmek kaçınılmazdır. Bu sebepledir ki bugün Türkler kendi milletlerini aşağılamaya muhtemelen dünya üzerindeki diğer bütün milletlerden daha meyillidir. Daha da ilginci bu temayül şehirleşmeye ve eğitim seviyesine paralel olarak artar! Böylece insanlar bir kez medya maymunu haline getirildiğinde istenilen amaçla istendiği gibi kolayca yönlendirilebilirler ve karşı çıktıklarını sandıklarına aslında hizmet ettiklerinin farkında bile olmazlar.

Bu tür toplum mühendisliği faaliyetlerinin çeşitli hedefleri vardır. Bazıları milletleri hedef alır; burada örnek olarak gösterilen ve Türk milletini hedef alanlar gibi. Bazıları ise millet ayrımı gözetmeden doğrudan bütün insanoğlunu hedef alır!

Mevzuyu daha da fazla dağıtmadan asıl haberi ele alırsak ilk olarak şunu belirtmek gerekir;

Tabii ki ses emici ve yankı önleyici malzeme teknolojileri ilk aktif sonarın (ASDIC) icât edildiği günde kazandığı önemden bugüne kadar bir şey kaybetmiş değildir ve sonarlarda yaşanan gelişmelere paralel olarak bu teknoloji de gelişmektedir. Diğer taraftan "sonara yakalanmayan denizaltı" iddiası sadece boş bir lâftır ve gerçekleşmesi mümkün değildir.

 

İlk ses emici kaplama uygulamalarında biri, Almanya

Resim.2) İkinci dünya savaşı esnasında bir Alman denizaltı gövdesi üzerine uygulanmış ses emici/ yankı önleyici kaplamalar bu alandaki ilk çalışmaları oluşturur.
Almanların aynı dönemde bu teknoloji hususunda Japonlara destek verdiği de belirtilmektedir.
Velhasıl bu teknolojinin yaklaşık 75 senelik! bir mazisi vardır! [1]

 

Oysa haberin başlığına bakan sıradan bir insan, doğal olarak, Rusların müthiş bir malzeme icât edip teknolojik bir çığır açtığını falan düşünecektir ama denizaltı tasarımı alanındaki pek çok teknoloji gibi bunun da temeli Almanlara dayanır ve söz konusu malzemeler çok uzun zaman önce 1940'larda Almanya tarafından geliştirilmiştir. Bu alanda uygulamalar yapan ikinci ülke de aynı dönem içinde Japonya olmuştur. Görüldüğü gibi ilk olarak bu teknolojiyi kullanan ülkeler savaşı kaybetmekten kurtulamamıştır ;)

Son 75 senede malzeme konusunda bazı iyileşmeler yaşansa da malûm haberlerde Rus denizaltılarının sonara yakalanmasına engel olacağı iddia edilen bu teknoloji temelde çok fazla değişmemiştir. Bahse konu uygulama ile yapılan denizaltıların sonar kesit alanlarını ve akustik izlerini olabildiğince azaltmaya çalışmaktan ibarettir. Tabii ki ses emici / yankı önleyici kaplamalar denizaltı tasarımının önemli bir alanıdır ama tek başına mucize yaratamazlar. Dünya üzerindeki en karmaşık makinalar olan denizaltılar çok sayıda gelişmiş teknolojiyi bünyelerinde barındırırlar ve önemli olan bu teknolojileri bir arada kullanabilmektir.

 

Bir ses/sonar emici kaplama uygulaması, Japonya, Soryu Sınıfı SSK

Resim.3) Burada gördüğünüz Soryu sınıfı Japon denizaltısının üzerinde uygulamanın mümkün olabildiği bütün yüzeyler aktif sonara karşı ses emici/yankı önleyici malzeme ile kaplanmıştır.

 

İkinci dünya savaşından sonraki dönemde ise ele geçirilen Alman teknolojisini temel alan birinci sınıf denizaltıcı ülkeler bu alanda yoğun çalışmalar yapmıştır ve halen de yapmaya devam etmektedir. Akdeniz'in en büyük denizaltı gücü olmakla övünen Türkiye'nin ise ne yazık ki bu alanda şimdiye kadar hiçbir şey yapmaması (ya da yapamaması) son derece ilginç bir meseledir. Bu konuyu belki daha sonra ayrı bir makalede ele almak mümkün olabilir.

♦ Kaynaklar

1. Resim.2) http://www.u-boot-archiv-cuxhaven.de
2. Resim.3) http://www.mod.go.jp/msdf/index.html
 







Telif Hakkı © 1997-2017 [uskudar.biz] - sürüm 5.5.1 - Bütün Hakları Saklıdır. Kullanım şartları için tıklayın!
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.