SeyrüseferİhbarnameVukuat → Hizmet Dışı Alman Denizaltılarının Vaziyeti Bizi İlgilendirir mi?

Hizmet Dışı Alman Denizaltılarının Vaziyeti Bizi İlgilendirir mi?

İhbarname - Vukuat
Çarşamba, 14 Şubat 2018

Ekim 2017 itibarı ile [X] kuyruk düzenine sahip Tip212A sınıfı U35 denizaltısı Norveç sularında gerçekleştirilmekte olan seyir tecrübesi esnasında, sebebi tam olarak açıklanmasa da muhtemelen kıçını deniz tabanına çarpıp sancak alt dümenini kaybedince [Resim.2] seyir yapabilir durumdaki son alman denizaltısı da hizmet dışı kalmış oldu.

2013 sonlarında bir diğer alman denizaltısı olan U31 de muhteviyatı tam olarak bilinmeyen ve İngiltere kıyıları açıklarında gerçekleşen ciddi bir kaza sonucunda hizmet dışı kalmış ve dört sene kadar süren zorlu bir tamirât sürecinden sonra Ekim 2017'de ancak tekrar denize indirilebilmişti fakat çalışmalar henüz tamamlanmadığı için U31 de yeniden hizmete alınabilmiş değildir.

Hâlen U31 ve U35 haricindeki mevcut diğer dört Tip212 de yedek parça bulunamaması(!) gibi muhtelif sorunlarla hizmet dışıdır velhasıl Alman donanmasının elinde uzun zamandır görev yapabilmeye hazır tek bir denizaltı mevcut değildir. Yapılan açıklamalar göre ancak 2018 ortalarından itibaren ilk Tip212'nin tekrar göreve geri dönebilmesi mümkün gözükmektedir.

Ama bu mesele ilk anda görülebilenden çok çok daha fazlasını da içinde barındırıyor gibidir. Bu ayrıntıların arasında Türkiye'yi gerek doğrudan, gerekse dolaylı olarak ilgilendiren ve dikkât edilmesi gereken bazı ciddi hususlar da mevcuttur.


Bir Alman Tip 212 denizaltısı dalışa başlarken

Resim.1) Bir Alman Tip212 denizaltısı dalışa başlarken.[1]
Hemen arkada ikinci bir Tip212 iskeleye bağlı durumda. Onun da gerisinde ise İsrail için inşa edilen Dolphin 2 sınıfı denizaltılardan biri karada görülebiliyor.


Mesela çeşitli alman kaynaklarından izlenebildiği hâliyle, sadece 16 ay önce donanmaya kesin kabûlü yapılan U36 dâhil, başta HBT1 gibi bileşenler olmak üzere tamamı alman üretimi olan(!) başlıca donanımlar için yedek parça tedariğinde yaşandığı iddia edilen sıkıntıların vs. mevzu bahis olduğu (veya öne çıkartıldığı) göz önüne alınırsa önümüzdeki dönemde hizmete girmesi beklenen ve bütün hassas donanımları açısından %100 Almanya'ya bağımlı (ama nasıl oluyorsa %81'i yerli!) Reis sınıfı denizaltıların görev süresince başına neler gelebileceği belki az çok anlaşılabilir.

Somut bir örnek ile açıklamak gerekirse; bilindiği gibi Reis sınıfı denizaltıların taşıyacağı Havadan Bağımsız Tahrik sistemi üzerinde, verilen onca paraya rağmen, Türkiyenin hiçbir tasarrufu yoktur ve muhtemel arıza durumlarını bir kenara bırakın, bu sistemlerin bakım için dahi düzenli aralıklarla sökülerek Almanya'ya gönderilmesi gerekecektir, gerisini tahmin edin...


Dümenlerinden birini Norveç sularında bırakmış bir Alman Tip 212 denizaltısı

Resim.2) Kuyruk dümenlerinden birini Norveç sularında bırakmış olan Alman Tip 212 denizaltısı U35 onarım için geldiği tersanede.


Üstelik durum daha da karmaşıktır. Örneğin, 22 Kasım 2017 tarihinde Almanya'da yayınlanan kısa bir makâle [2] aslında küçük ama dikkat çekici bazı işaretleri barındırmaktadır. Almanya'daki hâkim düzen göz önüne alındığında, TKMS yönetimini alışılmadık ve şaşırtıcı seviyede sert bir şekilde hedef alan içerik ve sonrasında takip eden başka bazı benzer gelişmeler rahatlıkla alman derin devleti içinde yaşanmakta olan büyük bir kapışmanın bazı işaretleri olarak da değerlendirilebilir.

Bu arada, söz konusu makâledeki ilginç ayrıntılardan biri de TKMS'nin Cerbe/Reis projesinde (YTDP) yaşanan gecikmeler sebebiyle Türkiye'ye 100milyon avro ödemesi gerekeceği iddiasıdır. Böyle bir cezanın kesilip kesilemeyeceği şimdilik belirsiz ama zaten;

  1. Kesilse bile her halûkârda Almanya/TKMS kârlı çıkmış durumda olacak. Nasıl ve neden kârlı olacağı daha önce kısaca ele alınmıştı.
  2. İlave olarak bu miktâr gerçekçi de değil, örneğin Güney Kore, henüz geçen sene kendi Tip214'lerinden sadece birinde yaşanan 185 günlük gecikme için 30milyon dolar ceza uygulamıştı. Bu veriden hareketle, bizdeki gecikmenin beş altı sene kadar olduğu ve altı denizaltıyı birden kapsadığı göz önüne alınırsa Güney Kore ile eşdeğer gecikme bedelinin 2milyar dolar civarında gerçekleşmesi gerektiği de anlaşılabilir, vs...

Neyse, şimdilik asıl mevzudan fazla uzaklaşmayalım. Söz konusu makâlenin, TKMS tarafından yapılan; Kiel'deki denizaltı tersanesinin, ayrılan 50milyon avro kaynak ile büyütülmeye ve yenilenmeye başlandığı hakkındaki resmî açıklamadan2 sadece birkaç gün sonra yayınlanması da ilgi çekicidir.

Fakat bu gelişmeye doğrudan bağlı olan asıl önemli ayrıntı, tersanenin daha büyük mukavim tekne çapına sahip denizaltılar inşa edebilir hâle gelmesinin sağlanmasıdır ki söz konusu denizaltıların ilk olarak İsrail için ve her zaman olduğu gibi yine maliyetinin çok önemli bölümü Almanya tarafından karşılanmak suretiyle inşa edilecek olmasıdır.

Ekim 2017 tarihinde İsrail ile Almanya arasında imzalanan anlaşmaya [8] göre üç adet daha yeni denizaltı inşa edilecektir. Dolphin 3 olarak tanımlanabilecek bu yeni denizaltıların öncekilerden daha büyük ve belki Güney Kore tarafından inşa edilmekte olan (ve yine bir Alman tasarımı olan) KSS-III ayarında, 3.000-3.500tonluk, nükleer başlıklı seyir füzelerini dikey fırlatma kovanından kullanabilme imkânına sahip olması kuvvetle muhtemel bir araç olacağı tahmin edilmektedir.

Aslına bakılırsa İsrail'in nihai hedefi, çoklu nükleer başlıklı ve en azından orta menzilli balistik füzeler taşıyabilen denizaltılara sahip olmaktır. Alman tersanesindeki söz konusu yeni çalışmanın da doğruladığı üzere, bu hususta ihtiyaç duyulan büyüklükteki denizaltıların inşa edileceği kesin olmakla birlikte nükleer balistik füzelerin Dolphin 3'ler üzerine mi yoksa takip edecek Dolphin 4'ler üzerine mi yerleştirileceğini zaman gösterecek.

Doğrusu Almanya-İsrail arasındaki bu denizaltı işbirliği mevzusunun başlı başına geniş kapsamlı olarak ele alınması gerekir ki bu ortaklığın en önemli parçalarından birini de aynı zamanda Almanyanın örtülü nükleer silah üretme programını içeriyor olması meydana getirmektedir ama bizim için doğrudan tehdit3 oluştursa da şimdilik bu hususu atlamak uygun olur.

Alman derin devletine hâkim olan (veya olacak) çeşitli grupların, Türkiye içindeki (sermaye, medya, bürokrasi, siyaset vs.) uzantıları vasıtasıyla doğrudan şekillendirebildiği hususların başında gelen donanma projelerini düşündüğümüzde ise son olarak yazının temel konusuyla da doğrudan bağlantılı olarak, YTDP projesi ile yaşamakta olduğumuz hezimeti mecburen bir kenara bırakıp MİLDEN konusuna gelirsek şu anda ülke içindeki çalışmaların görüntü itibarı ile ikiye bölündüğü görebilmekteyiz. Bu bağlamda 2017 itibarı ile iki önemli gelişme meydana gelmişti:

  1. Deniz Kuvvetleri tarafından ilki düzenlenen MİLDEN çalıştayı.
  2. IDEF 2017'de devlete bağlı bir kurum tarafından sergilenen aday denizaltı modeli.

İlk madde, henüz ayrıntılar yeterli seviyede meydana çıkmış olmasa da her türlü muhtemel sıkıntı ve zorluğa karşın gidilmesi gereken yoldur. Ama ikinci maddede bir nevi MİLDEN adayı olarak çıkartılan ve ismi TS-1700 olsa da tamamen bir Tip214'den ibaret taslak tasarım, arkasındaki destek4 ile birlikte çok daha güçlü bir aday gibi gözükmektedir, en azından bugün için.

Tabii böyle algılanması boşuna değil. Bâriz göstergeler olarak mesela devam etmekte olan Endonezyanın yeni nesil denizaltı ihalesinde Türkiye Cumhuriyetinin, yakın dönemde bütün olan bitene rağmen resmî kurumları vasıtasıyla(!) bu ülke üzerindeki etkisini kullanarak Endonezya'ya alman denizaltılarının satılması(!) için çabalamasıdır ki akıl alacak birşey değildir! Veya konuyla ilgili projeler açısından son derece önemli bazı hususlarda SSM'nin (bilerek veya bilmeyerek) hatalı yaklaşımlar sergilemesi de böyle bir etkiye sebep olmaktadır. Daha başka vahim örnekler de var ama bunlar yeterli olsa gerek...

Velhasıl gidişata bakıldığında maalesef bugün için MİLDEN'in alman çıkarlarına uygun olarak ya 2.madde ile sonuçlanması veya 1.maddenin zamanla bu doğrultuda şekil değiştirmesi beklenebilir. Zaten bu topraklarda yüzyıldır süregeldiği gibi sonunda hep Almanya kazanmıyor mu? Sadece geçtiğimiz birkaç sene içinde benzer hususlarda İsveç'te, Hindistan'da vesaire ne tür icraatlar yaptıkları da ortada.

Daha yukarıda bahsi geçtiği üzere, Almanya'da yaşanmakta olan ve denizaltı sanayii üzerinden görünür hâle gelen derin devlet içindeki güç çatışmasından Türkiyenin bir fayda sağlayıp sağlayamayacağı sorusu akla gelebilir. Söz konusu çatışmadan hangi taraf galip çıkarsa çıksın hepsinin ortak noktası Türk milletinden nefret etmek olduğu için böyle bir şey beklemek açıkça enayilik olur.

♦ Açıklamalar

1. HBT: Havadan Bağımsız Tahrik [geri]
2. Aslında bu yenileme çalışması bu resmî açıklamadan bir sene kadar önce zaten başlatılmıştı! [geri]
3. Gidişâta bakıldığında, önümüzdeki dönemde Almanyanın mâlûm terör örgütüne Türkiye'deki şehirlerden birinde patlatılmak üzere nükleer silâh sağlaması ihtimali giderek yükselmektedir denilebilir. Buna engel olabilmek sadece caydırıcılık ile mümkün olabilir ama nasıl? [geri]
4. TKMS yani diğer bir ifadeyle: Almanya+İsrail [geri]

♦ Kaynaklar

1. Resim.1) Alman Deniz Kuvvetleri sitesi - http://www.marine.de
2. https://global.handelsblatt.com/companies/thyssenkrupp-shipbuilding-rapidly-sinking-856111/amp
3. https://global.handelsblatt.com/companies-markets/a-european-giant-emerges-from-the-wreckage-829883
4. https://navaltoday.com/2017/10/18/german-navys-lead-aip-submarine-wraps-up-three-years-of-repairs
5. https://navaltoday.com/2017/10/19/german-submarine-u35-damages-x-rudder-off-norway
6. http://www.spiegel.de/spiegel/print/d-131355085.html
7. http://www.kn-online.de/News/Aktuelle-Wirtschaftsnachrichten/Nachrichten-Wirtschaft/Kieler-Werft-bringt-U-Boot-nach-drei-Jahren-wieder-zu-Wasser
8. https://www.defensenews.com/naval/2017/10/23/israel-signs-mou-for-3-german-submarines-amid-shipyard-investigation
 







Telif Hakkı © 1997-2018 [uskudar.biz] - sürüm 5.5.1 - Bütün Hakları Saklıdır. Kullanım şartları için tıklayın!
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.