SeyrüseferTarihMuhtelif Konular → Hızır (Barbaros) Hayreddin Paşa'nın Mizacı

Hızır (Barbaros) Hayreddin Paşa'nın Mizacı

Tarih - Muhtelif Konular
Çarşamba, 03 Eylül 1997

Preveze'de Hayreddin PaşaBüyük denizici Hızır Reis'i anlamak için onu evvela denizle kıyaslamalıyız. Bazen saf ve berrak, bazen haşin ve vurucu, bazen kudretli ve kükreyici olan denizle... Çünkü Hızır Hayreddin Paşa engin dehası içinde denizin enginliğini taşımak suretiyle çok üstün zaferlere kavuşmuştur.

Barbaros Hayreddin’in Fransa zaferinden bahseden Sandovil Barbaros’u şöyle anlatır:

“İnce zekalıydı, alayı ve şakayı severdi. Kızdığı zaman sesi ve sözleri birdenbire azamet peyda eder ve pervasızlaşırdı. Cesurdu, tedbirliydi. Harp başlamadan önce uzağı görür, savaş başladıktan sonra ise çok sert olurdu.”

Barbaros Hayreddin Paşa'nın karakteri içinde dikkate değer olan bir taraf da kendisine kuvvet ve kudretle inanmış olmasıydı. Bu yüzden Akdeniz’de yıllarca pervasız dolaşmış, asla korkmamış, bu kuvvetle Akdeniz’de bütün sahil bölgeleri milletlerini korkutmuştur. Onun bu kendisine güven hasletini meşhur Fransız amirali Jurie de Graviére’in “Dorya ve Barbaros” esrinde Preveze Deniz Savaşı'nı anlatırken yazdığı şu satırlarda bulabiliriz:

Barbaros Hayreddin, tehlikelerini gizlemediği dışarı saldırma hareketine kalkışmadan önce bir kere daha kaptanlarını topladı ve bu ihtiyar denizcilere şunları söyledi:

Her biriniz geminizi savaş hattına koyun. Size verilecek yalnız bir emrim var:

Gözlerinizle benim manevramı takip edin ve kendi hareketlerinizi benim hareketlerime göre ayarlayın.

Hayreddin Paşa sanıldığının aksine kızıl sakallı değildir. Kızıl saçlı ve kızıl sakallı olan ve ilk olarak avrupalılar tarafın kızıl sakallı anlamında "barbarossa" olarak adlandırılan reis Hayreddin Paşa'nın ağabeyi Oruç Reis'dir. Bilindiği kadarıyla Hızır Hayreddin Paşa, orta boylu sağlam yapılı esmer, siyah saçlı ve siyah sakallı idi. Çok sevdiği abisi Oruç Reis İspanyollar tarafından şehit edildikten sonra intikam ateşi ile yanan Hızır Reis'in belki de Oruç Reis'in lakâbını ve hatırasını devam ettirmek için sakalını da kızıla boyadığı biliniyor. Nitekim bu tarihten sonra kaleme alınan pek çok kaynak onlardan barbarossa kardeşler olarak bahsetmektedir.

Görülüyor ki Barbaros Hayreddin Paşa bu büyük deniz savaşını kazanmaya hazırlanırken, kendisine olan iman ve inanışı sonsuz bir bereket taşıyordu. Nasıl ki Fransız amirali Preveze’yi anlatırken:

"Kaptan Paşa cesareti derecesinde dindardı. Oruç ve Hayreddin namaz kılmadan hiçbir muharebeye girmezlerdi. Bu yüzden uzun kumaşlar üzerine yazılmış Kur’an ayetlerini kendi kadırgasının bordalarına bağlattı1 ve pek garip bir tesadüf neticesinde rüzgar birden bire durdu" diyor.2

 

Kaptan Paşa cesareti derecesinde dindardı.
Oruç ve Hayreddin namaz kılmadan hiçbir muharebeye girmezlerdi.

 

Bu da Barbaros Hayreddin Paşa'nın evvela büyük Allah’a sonra da aynı kuvvetle kendisine inanmakta bulunduğunu gösteriyor. Hayreddin Paşa'nın zaferlerle dolu hayatı içinde de harikulâde karakterinden parçalar bulmak daima mümkündür. Mesela Kanunî Sultan Süleyman, Akdeniz’in bu büyük deniz kartalını, donanmasına amiral yaptıktan sonra, Hayreddin Paşa sefere hazırlandı. Mevsim kıştı, denizler azgındı. Bu sebepten padişah bu şöhretli amirali bırakmak istemedi.:

“Hava kıştır, sana bir zarar erişir diye korkarım... “dedi.

Koca Hayreddin çok sevdiği hünkârına şu cevabı veriyordu:

“Kulunuzun evim barkın Akdeniz’dir, bana denizden zarar gelmez.”

Hayreddin Paşa'nın karakteri üzerinde ağabeyi Oruç Reis’in ölümü de büyük bir tesir yapmıştır. Oruç Reis kendisini takip eden bir sürü İspanyola karşı tek koluyla vuruşa vuruşa şehit olduktan sonra, Barbaros’un şöyle haykırmış olduğunu öğreniyoruz:

 

“Ah, bütün Frengistan’ı kılıçtan geçirsem, kardeşimle yoldaşlarımın intikamını alamam!"

 

Seyyid Ali Reis’in dediği gibi:

“Denizler üstünde yürüyüp düşmanı arar buluruz, öç komayıp alırız. Bize Hayreddinli derler!“

Barbaros Hayreddin Paşa aynı zamanda teşkilatçı bir kumandandı. Bütün gemilerin en ufak bir noksanı üzerinde önemle dururdu. Onun gözünde önce barut sonra yemek gelirdi. Fransa’ya yardıma gittiği sırada Nis önlerine geldiği zaman, Fransız donanmasının fena teçhizatını görerek şunları söylemişti;

“Ne güzel asker, gemilerini şarap fıçılarıyla doldurarak, barut varillerini arkada bırakmışlar“

 

Osmanlı Donanması Fransa Kıyılarında

Resim.1) Hayreddin Paşa yönetimindeki Osmanlı Donanmasını Fransa'nın Nis şehri kıyılarında gösteren minyatür.

 

♦ Açıklamalar

1. Bazı kaynaklarda iskele ve sancaktan suya bırakıldığı da söylenmektedir. [geri]
2. Hızır Reis Osmanlı amirali olmadan önce de sancağında Kuran-ı Kerim'den ayetler mevcut olduğu bilinmektedir. [geri]

♦ Kaynaklar

1. Gazavat-ı Hayreddin Paşa
2. Barbaros’un Karakteri, Hayat Tarih Mecmuası, Kasım 1969, Ragıp Şevki Yeşim
3. Osmanlı Donanması Minyatürü; Matrakçı Nasuh
 







Telif Hakkı © 1997-2020 [uskudar.biz] - sürüm 5.5.1 - Bütün Hakları Saklıdır. Kullanım şartları için tıklayın!
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.